Cherreads

Chapter 232 - HÜKÜM: "GÖZETİM VAKASI

Rezonans Meydanı'nın üzerindeki gökyüzü, Kael Vael'thra'nın serbest bıraktığı o siyah, yoğun enerji sütunu tarafından delinmişti. Bulutlar, sanki devasa bir el tarafından yırtılmış gibi dağılmış, geriye sadece kurşuni bir grilik ve havada asılı kalan ağır, metalik bir ozon kokusu bırakmıştı.

Podyumun enkazının ortasında, erimiş taşların ve kristal tozunun üzerinde, Kael Vael'thra, Malik'in kollarında yarı baygın bir halde yatıyordu. Nefes alışverişleri sığ ve hırıltılıydı; her solukta ciğerlerinden gelen o ıslak ses, içeride bir şeylerin kırıldığını haber veriyordu.

Sağ kolu... O artık bir uzuvdan çok, kömürleşmiş bir odun parçasına benziyordu. Hayalet Meridyenler (Yapay Damarlar), derisinin altından kapkara, şişmiş kökler gibi fırlamış, etrafındaki eti yakarak büzüştürmüştü.

Elyra Vael'thra, oğlunun başında diz çökmüş, ellerindeki turkuaz rün ışığını Kael'in göğsüne bastırarak, Mührün (Kızıl Hüküm) yarattığı o öldürücü geri tepmeyi (Vurgun) stabilize etmeye çalışıyordu. Alnından süzülen terler, yerdeki küle damlıyordu. Solgard'ın Baş Rün Mimarı, ilk kez çaresiz görünüyordu.

Meydandaki sessizlik, bir mezarlığın huzurlu sükûneti değildi. Bu, bir infazdan sonra kalabalığın üzerine çöken o suçluluk ve dehşet dolu sessizlikti.

Ve sonra, o sessizliği bozan tek ses duyuldu.

TOK... TOK... TOK...

Bir asanın mermer zemine vuruş sesi.

Rektör Rovan Silth, locasından inmiş, kalabalığı yaran bir buz kıran gemisi gibi podyuma doğru yürüyordu. Yüzünde ne öfke vardı ne de şaşkınlık. Sadece... buz gibi, bürokratik ve acımasız bir ciddiyet.

Kalabalık, Rektör geçerken Kızıl Deniz gibi ikiye ayrıldı. Kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu. Rovan, enkazın kenarına geldiğinde durdu. Gözleri (Gri ve ifadesiz), önce yerdeki kratere, sonra yok olan Köken Küresi'nin (Origin Orb) boş kaidesine ve en son Kael'e odaklandı.

"Durumu?" diye sordu Rovan. Sesi, büyüyle güçlendirilmemiş olmasına rağmen meydanın her köşesinden duyulacak kadar toktu.

Elyra başını kaldırmadan cevap verdi. "Stabilize edildi. Ancak Tını (Mana) kanalları aşırı yüklenmiş. Biyolojik doku iflasın eşiğinde. Acil müdahale gerekiyor."

Rovan, asasının ucuyla yerdeki siyah bir kristal parçasını (Kürenin kalıntısı) dürttü. Parça, asanın dokunuşuyla birlikte toza dönüştü.

"Acil müdahale," diye tekrar etti Rovan, sesi alaycı bir tını taşıyordu. "Bu çocuk, Akademi'nin en değerli hazinesini, paha biçilemez Köken Küresi'ni saniyeler içinde moleküllerine ayırdı Elyra. Ve sen benden bir ambulans mı istiyorsun?"

Malik, Kael'i daha sıkı kavradı ve Rektör'e hırladı. "O bunu isteyerek yapmadı! Siz zorladınız! Onu aşağıladınız!"

Rovan'ın bakışları Malik'e döndüğünde, devasa çocuk bile o bakışların ağırlığı altında ezildiğini hissetti. Rovan, 5. Çemberin zirvesinde bir büyücüydü ve yaydığı Aura Baskısı, Malik'in ciğerlerini sıkıştıran görünmez bir el gibiydi.

"İrade," dedi Rovan, Malik'e bakarak. "Güç, irade olmadan bir felakettir. Ve senin arkadaşın, evlat... O bir felaket."

Rovan, cübbesinin eteklerini toplayarak kraterin içine, Kael'in yanına indi.

Kael'in gözleri yarı açıktı. Bulanık, kanlı bir filtrenin arkasından Rektör'ü görüyordu. Kulakları hala çınlıyordu ama Rektör'ün sözlerini duyabiliyordu.

Rovan eğildi. Yüzü Kael'in yüzüne çok yakındı.

"Duyuyor musun beni Vael'thra?"

Kael, cevap vermek istedi ama boğazı kurumuş, dili damağına yapışmıştı. Sadece başını hafifçe, milimetrik bir açıyla oynatabildi.

"Güzel," dedi Rovan. "Çünkü bu söyleyeceklerimi asla unutmamanı istiyorum."

Rovan doğruldu ve kalabalığa döndü. Sesi, büyüyle güçlendirilerek tüm vadiye yayıldı.

"Öğrenci Kael Vael'thra'nın sınav sonucu iptal edilmiştir!"

Kalabalıktan şaşkınlık dolu fısıltılar yükseldi. Kaen Morlis, duvarın dibine sinmiş, titreyerek izliyordu. "İptal mi?" diye mırıldandı. "Onu atacaklar mı?"

"Onun sonucu 'Sıfır' değildir," diye devam etti Rovan. "Onun sonucu 'Ölçülemez'dir. Ancak bu, bir başarı değil, bir tehdittir."

Rovan, elini Kael'e doğru uzattı, sanki bir suçluyu işaret ediyormuş gibi.

"Bu Akademi, yetenekleri işlemek için kuruldu. Canavarları beslemek için değil. Kael Vael'thra, bugünden itibaren normal öğrenci statüsünden çıkarılmıştır."

Elyra'nın gözleri büyüdü. "Rovan! Bunu yapamazsın. O bir Vael'thra!"

"O bir Vael'thra olduğu için hala nefes alıyor Elyra!" diye gürledi Rovan, ilk kez sesini yükselterek. "Başka biri olsaydı, o küreyi patlattığı an idam edilirdi!"

Rovan, cebinden kırmızı bir parşömen çıkardı. Havada süzülen bir tüy kalem, parşömenin üzerine Rektör'ün sözlerini alevli harflerle kazımaya başladı.

"Hüküm şudur: Kael Vael'thra, Akademi'ye kabul edilmiştir. Ancak 'Elit' sınıfına değil. 'Elementalist' sınıfına değil."

Rektör duraksadı. Gözleri, kalabalığın üzerindeki korkuyu tarttı.

"Kael Vael'thra, 'Gözetim Vakası' (Subject of Surveillance) statüsüne alınmıştır. Kodu: Kızıl Liste. Bu şu demektir: Tek bir hata... Tek bir kontrolsüz patlama... Tek bir öğrencinin burnunun kanaması..."

Rovan tekrar Kael'e eğildi. Sesi sadece Kael'in, Malik'in ve Elyra'nın duyabileceği bir fısıltıya dönüştü.

"...ve seni bu okuldan atmam çocuk. Seni yerin yedi kat altına, güneş ışığının bile girmeye korktuğu o anti-mana hücrelerine kapatırım. Orada çürürsün. Bu bir okul kaydı değil. Bu bir şartlı tahliye."

Kael, Rektör'ün gözlerinin içine baktı.

Korkmadı. Üzülmedi.

Dudakları, acıyla gerildi ve kanlı dişlerinin arasından vahşi, tekinsiz bir sırıtış belirdi.

"Anlaşıldı..." diye hırıldadı Kael. Sesi, kırık camların sürtünmesi gibiydi. "...Müdür."

Rovan, bu cevabı beklemiyordu. Çocuğun gözlerinde pişmanlık yoktu. Meydan okuma vardı. Beni hapsedebilirsin ama beni durduramazsın, diyen o tehlikeli, o "Anomali" bakışı.

Rovan geri çekildi. "Kaldırın onu," dedi muhafızlara. "Revire değil. Kule'ye götürün. Orada özel tecrit odaları var. İyileşene kadar kimseyle görüşmeyecek."

"Ben geliyorum," dedi Malik, ayağa kalkarak. "Beni ayıramazsınız."

"Sen," dedi Rovan, Malik'e bakarak. "Sen onun 'Duvarı'sın, değil mi? Öyle diyorlar. Pekala. Git. Ama unutma: Duvar yıkılırsa, arkasındaki şehir yanar. Arkadaşını tutamazsan, onunla birlikte yanarsın."

Muhafızlar sedyeyi getirdi. Kael'i, yanmış et ve parçalanmış kumaş yığını halinde sedyeye yüklediler.

Elyra, oğlunun elini tutmak istedi ama Rovan onu durdurdu. "Hayır Elyra. Şu an bir anneye ihtiyacı yok. Şu an bir gardiyana ihtiyacı var. Ve o gardiyan benim."

Kael sedyede taşınırken, başını yana çevirdi.

Kalabalık...

Az önce ona "Sıfır" diyen, "Beceriksiz" diye gülen o yüzlerce öğrenci... Şimdi, o geçerken geri çekiliyor, gözlerini kaçırıyorlardı. Sanki bakışları bile bulaşıcı bir hastalık taşıyormuş gibi korkuyorlardı.

Kaen Morlis, Kael'in geçtiğini görünce başını öne eğdi. O kibirli duruşu, o soylu havası gitmiş; yerine titreyen, küçük bir çocuk gelmişti.

Kael, Kaen'i gördü. Ve içinden, sessizce konuştu.

Gülmüyorsun Kaen. Neden gülmüyorsun? Sıfır değil miydim?

Grup, meydandan çıkıp ana binanın gölgesine girdiğinde, Kael'in bilinci yavaş yavaş kapanmaya başladı. Son gördüğü şey, Akademi'nin kulelerinin gökyüzüne uzanan o sivri, tehditkar siluetleriydi.

Artık burası bir okul değildi.

Burası bir hapishaneydi. Ve o, en tehlikeli mahkumdu.

Akademi Reviri - Tecrit Bölümü / Koridorlar

Sedye, taş koridorlarda hızla ilerliyordu. Tekerleklerin tıkırtısı ve Malik'in ağır, metalik adımları yankılanıyordu.

Kael, gözlerini açmaya çalıştı. Tavanın beyaz taşları hızla akıyordu.

Sağ kolu...

Hala yanıyordu. Ama bu yanma, ateşin verdiği acı değildi. Bu, içeriden gelen, kemik iliğini kaynatan bir "Tını Zehirlenmesi" idi.

Kael kolunu kaldırmaya çalıştı. Yapamadı. Kolu, vücuduna ait değilmiş gibi ağırdı.

Göz ucuyla koluna baktı.

Sargıların arasından sızan kan kırmızı değildi. Siyahımsı, koyu bir mor renkteydi. Ve derisinin altında, damarları...

Normalde mavi veya yeşil görünmesi gereken damarları, şimdi Zift Karası bir ağ gibi kolunu sarmıştı.

"Lichtenberg Şekilleri," diye fısıldadı Elyra, sedyenin yanından yürürken. Sesi titriyordu. "Yüksek voltaj yanıkları. Tını, damarlarını kömürleştirmiş Kael. O kol... o kol artık tamamen insan eti değil."

Kael, bu cümleyi duydu.

İnsan değil.

Bu düşünce onu korkutmadı. Aksine, tuhaf bir şekilde rahatlattı. İnsan olmak zayıflıktı. İnsanlar kırılırdı. İnsanlar yanardı.

Eğer kolu insan değilse... belki de artık kırılmazdı.

Revirin tecrit kapısı açıldı. İçerisi steril, beyaz ve soğuktu. Odanın ortasında, içi yeşil bir sıvıyla dolu, camdan bir tüp (Amniyotik Tank) duruyordu.

"İçeri," dedi Rovan'ın sesi, arkalarından gelerek. "Onu tanka sokun. Vücudunu soğutmamız lazım. Yoksa kendi ısısıyla haşlanacak."

Muhafızlar Kael'i sedyeden alıp tankın içine indirdiler.

Sıvı soğuktu. Buz gibiydi.

Kael'in vücudu suya değdiği an, derisinden cızzzz diye bir ses çıktı ve yoğun bir buhar bulutu yükseldi.

Sıvının içinde asılı kalırken, Kael son bir kez gözlerini açtı.

Camın ötesinde Malik'i gördü. Malik elini cama dayamış, ağlıyordu. Annesini gördü; yüzü mermer gibi ifadesizdi ama elleri titriyordu. Ve Rektör Rovan'ı gördü. Rovan, bir bilim adamının tehlikeli bir deneyi izlemesi gibi bakıyordu.

Kael, suyun içinde gülümsedi.

Kabarcıklar ağzından çıktı.

Sıfır, dedi zihninden. Her şey sıfırdan başlar.

Ve karanlık, onu yuttu.

Ertesi Sabah - Akademi Duyuru Panosu

Güneş doğduğunda, Akademi'nin ana duyuru panosunda yeni bir liste asılıydı. Öğrenciler, fısıldaşarak listeye bakıyorlardı.

[ÖZEL STATÜ BİLDİRİMİ]

Öğrenci: Kael Vael'thra Sınıf: Kudret / Düzensizler (Irregular) Statü: KIRMIZI LİSTE (GÖZETİM ALTINDA) Erişim İzni: Kısıtlı. Not: Bu öğrenciyle izinsiz temas kurmak, düello teklif etmek veya kışkırtmak; Akademi Disiplin Kurulu tarafından "İntihara Teşebbüs" veya "Ağır İhmal" olarak değerlendirilecektir.

Kaen Morlis, listeyi okurken yutkundu. Yanındaki arkadaşı dürttü. "Hey, Kaen. Hani bir köylüydü? Hani boş bir kutuydu?"

Kaen, arkadaşına ters bir bakış attı. "Kapa çeneni," dedi, sesi titreyerek. "O bir köylü değil. O bir canavar. Ve dua et de zincirleri sağlam olsun."

Kaen, panonun önünden hızla uzaklaştı. Artık koridorlarda yürürken gölgelere daha dikkatli bakıyordu. Çünkü o gölgelerin içinde, altın gözlü bir avcının beklediğini biliyordu.

More Chapters