Cherreads

Küller Altında Kalan Şeyler

vdtasmex
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
191
Views
Synopsis
Elara, her şeye sahip olması gereken bir hayatın içinde, neden eksik hissettiğini bilmeden yaşamaktadır. Geceleri uykusundan irkilerek uyanır, adının fısıldandığını duyar gibi olur ve ait olmadığı bir yerde yaşadığını hisseder. Bu huzursuzluk onu, dağların arasına gizlenmiş küçük bir kasaba olan Kızıltepe’ye sürükler. Kasabanın dışında, yıllardır boş duran bir ev seçer. Bu evin geçmişi hakkında kimse açıkça konuşmaz. Yalnızca fısıltılar, yarım bırakılmış cümleler ve eski kayıtlarda yer alan açıklanamayan yangınlar vardır. Elara’nın hayatı, yağmurlu bir gecede kapısının çalınmasıyla geri dönülmez biçimde değişir. Kapısında duran adam, Arshin, sessiz ve mesafelidir. Kucağındaki küçük çocuk ise ağır bir hastalıkla mücadele etmektedir. Kael konuşmaz, zayıftır ve sanki bu dünyaya tam olarak ait değildir. Elara, onları tereddüt etmeden içeri alır; çünkü Kael’in gözlerinde, kendi içindeki yalnızlığı görür. Günler geçtikçe Elara, Kael’in hastalığının sıradan olmadığını fark eder. Doktorların açıklayamadığı bu durum, Arshin’in sakladığı bir geçmişe ve insan dünyasında kalmak için ödediği ağır bir bedele bağlıdır. Arshin, Kael’i hayatta tutabilmek için kendi dünyasını geride bırakmış, burada kalmayı seçmiştir. Kızıltepe’nin eski kayıtları, Elara’nın yaşadığı evin bir eşik olduğunu fısıldar: Yaralıların, kaçanların ve iki dünya arasında sıkışmış olanların sığınağı. Elara, Kael’i iyileştirmek için çabalarken, Arshin’le arasında yavaş ama derin bir bağ oluşur. Bu bağ; korkuyla, sırlarla ve bastırılmış bir çekimle sınanır. Çünkü Arshin’in kimliği ortaya çıkarsa, sadece onun değil, Kael’in ve Elara’nın hayatı da geri dönülmez şekilde değişecektir. Küller altında kalan sırlar uyanırken, Elara kendine şu soruyu sormak zorunda kalır: Bazı kaderler gerçekten tesadüf mü, yoksa çok önceden mi yazılmıştır? Ve eğer bir ev, bir kasaba ve bir çocuk onu seçtiyse… geri dönmek mümkün müdür?
VIEW MORE

Chapter 1 - Bölüm 1 – Kızıltepe

Elara, şehirden ayrıldığı sabah aynaya baktığında, gördüğü kadını tanımakta zorlandı. Saçları gelişigüzel toplanmıştı, gözlerinin altında uykusuzluğun değil, uzun süredir taşınan bir yükün izleri vardı. Yirmili yaşlarının sonundaydı ama omuzlarındaki ağırlık, yıllardan daha fazlasını anlatıyordu.

Ailesi vardı.

Annesi, her sabah mesaj atan; babası, fazla konuşmadan her şeyi fark eden bir aile…

Ama Elara son zamanlarda onların yanında bile kendini yabancı hissediyordu. Çünkü geceleri yaşadıklarını anlatamıyordu.

Uykusundan sıçrayarak uyanıyor, kalbi hızla çarparken pencereden dışarı bakıyordu. Orada kimse yoktu. Ama bir şeyin eksik olduğunu hissediyordu. Sanki yanlış yerde yaşıyordu. Sanki ait olmadığı bir boşlukta nefes alıyordu.

Doktorlar "stres" demişti.

Annesi "dinlen" demişti.

Babası ise yalnızca sessizce dinlemişti.

Kızıltepe'nin adı, eski ve neredeyse unutulmuş bir emlak ilanında karşısına çıktığında, Elara'nın eli duraksamıştı. Küçük bir kasaba. Dağların arasında. İzole.

Fotoğraflar soluktu, açıklamalar kısaydı. Ama Elara, o ismi okuduğu anda göğsünde hafif bir sızı hissetmişti.

Tanıdık bir sızı.Sanki biri çok uzaktan ona "buradayım" diyordu.

Ailesine her şeyi anlatmadı. "Bir süreliğine taşınıyorum," dedi sadece. "Kendimi toparlamam lazım."

Annesi gözlerini kaçırdı. Babası anahtarı arabaya koyarken Elara'nın omzuna hafifçe dokundu.

"Ne olursa olsun," dedi, "geri dönebilirsin."

Elara cevap vermedi. Çünkü bilmiyordu.

Kızıltepe, akşamüstü saatlerinde sisin arasından göründü. Küçük evler, dar yollar ve garip bir sessizlik… Kasaba ürkütücü değildi ama sanki nefesini tutmuş gibiydi. İnsanlar Elara'ya baktı, başlarını salladı, sonra yollarına devam etti.Kimse fazla soru sormadı.

Seçtiği ev kasabanın biraz dışındaydı. Uzun süredir boş olduğu belliydi. Emlakçı kadın anahtarı uzatırken tereddüt etmişti.

"Bu evde uzun süre kalan olmuyor," demişti.

Elara kapıyı açtığında, içerideki serin hava ona tuhaf bir huzur verdi. Sanki ev onu tanıyordu. Sanki geç kalmıştı ama hâlâ kabul ediliyordu.

O gece eşyalarını tam açmadı. Tek bir odada kaldı. Sobanın üstünde çay kaynarken yağmur başladı. Damlaların sesi, Elara'nın zihnini ilk kez susturdu.

Tam yatağa uzanacağı sırada kapı çalındı.

Elara irkildi.

Saat geç olmuştu. Kasabada kimseyi tanımıyordu. Kapıya yaklaşırken kalbi hızlandı ama korku… beklediği kadar güçlü değildi.

"Kim o?" diye sordu.

Cevap gelmedi.

Kapıyı araladığında gördüğü manzara, tüm düşüncelerini dağıttı.

Kapının önünde uzun boylu bir adam duruyordu. Yağmurdan sırılsıklamdı. Yüzü sertti ama gözlerinde yorgun bir telaş vardı. Kollarında küçük bir çocuk taşıyordu.

Çocuk hareketsizdi.

Elara bir an bile düşünmedi. "İçeri gelin," dedi.

Adam tereddüt etti, sonra eşiği geçti. Çocuğu kanepeye yatırdılar. Elara hemen battaniye getirdi. Çocuğun elleri buz gibiydi.

"Adım Arshin," dedi adam kısa bir süre sonra. "Oğlum… Kael."

Elara başını salladı. "Ben Elara."

Kael'in yüzüne baktı. Çocuk çok küçüktü. Ama gözlerinin altında, çocuklara yakışmayan bir yorgunluk vardı.

Elara onun yanına diz çöktü. Çok yakına gitmedi.Sadece yumuşak bir sesle konuştu.

"Üşümüşsün," dedi. "Ama artık güvendesin."

Kael'in gözleri yavaşça aralandı.

İlk olarak babasına baktı. Sonra Elara'ya. Korku vardı ama kaçmadı. Elara elini uzattı, dokunmadan durdu.

"İstersen," dedi fısıltıyla, "buradayım."

Kael bir süre baktı. Sonra küçük eliyle Elara'nın parmaklarını tuttu.

Elara'nın boğazı düğümlendi.

Bu, büyük bir hareket değildi. Ama bir çocuk için… bir dünyayı emanet etmekti.

Elara elini çekmedi. Kael konuşmadı. Ama gözlerini kapatırken Elara'nın elini biraz daha sıktı.

Arshin bunu gördü. Hiçbir şey söylemedi. Sadece başını eğdi.

O gece Elara anladı ki Kızıltepe'ye gelişi tesadüf değildi.

Ve bu ev…

birilerini çoktan bekliyordu.