Cherreads

Chapter 3 - Başlangıç

Telefondaki tarihe baktım: 31.05.2024. Kaçırıldığım gün... Bu ne anlama geliyordu? Neden onca zaman sonra, tam da o uğursuz günü rüyamda görüyordum? Kapının sesiyle irkilerek kendime geldim; rüyamdaki "ben", odadan çıkmıştı. Onu takip etmek için kapıyı açmaya çalıştığımda, kendimi bir anda kapının diğer tarafında buldum. O an, kaçırıldığım günün rüyasına hapsolduğumu en acı şekilde anlamıştım.

Her sabah yaptığım gibi kahvaltıda sadece bir elma yiyordum. Yemek masasından kalkıp çalışma odasına doğru yürürken, mutfağa ilk kez bu kadar dikkatli baktım. Mutfakta elmadan başka hiçbir şey yoktu. Buzdolabını açtım; sadece elmalar...

Raflarda bir gram tuz bile bulunmadığını fark ettiğimde, yalnızlığımın ağırlığı göğsüme çöktü.

Kaçırılmamın üzerinden ne kadar geçmişti?

Yokluğumu biri fark etmiş miydi?

Cevabı biliyordum: Kimsesizliğim, en büyük hapishaneydi.

Çalışma odasına giden geçmişteki kendimi bir gölge gibi takip etmeye başladım. Masanın üzerindeki kitabı alıp siyah çantasına yerleştirdi. Ben Lily Taylor; siyah saçlı, kırmızı gözlü bir matematik öğretmeni. Çocukken bu gözler yüzünden "şeytan" damgası yemiştim. Zorbalar, kırmızı gözlerim yüzünden terk edildiğimi söyleyerek ruhumda derin yaralar açmışlardı.

Okula gitmek için evden çıktım. Her zamanki gibi saat 07:10'da oradaydım. Bu saatlerde koridorlar ıssız olurdu. Öğretmenler odasına doğru yürüdüm. İçeride sadece tarih öğretmeni Joe Wilson vardı. Siyah saçlı, kahverengi gözlü, 28 yaşında... Öğrencilerin sevgilisiydi ama ketum biri olduğu için hakkında pek bir şey bilinmezdi.

Öğretmenliğe başladığım ilk zamanlarda, liseden kalma bir alışkanlıkla sınıfa hep ilk giden ben olurdum. Erkenci olduğum o sabahların hepsinde Joe'yu öğretmenler odasında kitap okurken bulurdum. Bir gün cesaretimi toplayıp neden bu kadar erken geldiğini sorduğumda, sabah 06:00'da okulda olduğunu söylemişti. Kitap okumayı seviyordu ama belli bir tarzı yoktu; ne bulsa okurdu. Neşeli ve sıcakkanlıydı.

Şimdi onunla arkadaş olmadığım için tarif edilemez bir pişmanlık duyuyordum. Eğer bu dünyada yokluğumu fark edecek biri varsa, o kesinlikle Joe olurdu. Her sabah benden hemen sonra gelen oydu; boş sandalyemi görecek ilk kişi de o olmalıydı.

Bu rahatsız edici düşüncelerden kaçmak için bakışlarımı Joe'dan çekip rüyamdaki kendimi incelemeye başladım. Joe'dan ödünç aldığı Yeni Çağ adlı romanın sayfaları arasında kaybolmuştu.

More Chapters