İçerik uyarısı
☄️ Bu kitapta olumsuz ögeler, Psikolojik şiddet, Taciz,
Tecavüz, Cinsel istismar, Kötü alışkanlıkları özendirme, Yaralama ,Öldürme, Küfür, Piskoloji bozukluğu, +18 öğeler ve İntahar, Kendine zarar verme ve ölüme özendirme bulundurur.
+18 için uygundur.
Keyifli okumalar 💫
Kulaklığımdaki şarkının hızlanmasıyla daha da hızlı koşmaya başladım. Bir kaç kişinin bana baktığını görünce daha da hızlandım. Görünmez olmak istercesine.
Ağlamak üzereydim. Boğazımdaki düğüm canımı yakıyordu.
Gözlerim dolmaya başladı. Ama durmadım daha da hızlandım. Önümü görmeden koşuyorudum. Beni içten içe çürüten düşünceleri kafamdan atmaya çalışıyordum.
Neden ben?
Niye anne?
Neden sevmedin beni?
Niye nefret ettin benden?
Dün gece ölüm gibiydi.
Zaten hep öyleydi. Sadece yüzüme bunu söylemesi daha da yaralamıştı.
Bazen bildiğimiz şeyleri korktuğumuz kişiden duymak bildiğimizden daha da ağır gelir.
Nefes nefeseydim. Ama durmadım. Sanki imkanı varmış gibi koşarak kaçmaya çalıştığım düşünceler tekrar aklımı deşmeye başlamıştı.
(Geçmiş zaman)
(Dün gece)
Ağlama sesleri geliyordu. Normalde kalkmazdım ama annemin ilk kez böyle ağladığını duyuyordum. Babam her zaman ki gibi annemi iyi hissettirmeye çalışırdı, ama şuan babamın sesi bile gelmiyordu.
Merdivenleri tek tek inmeye başladım. Duyduğum seslerle duraksadım.
"Halit yeter anlıyormusun yeter, bıktım. O şerefsiz hemşire yüzünden. Herşey onun yüzünden kızımı başka bi aileye vermiş ne demek!? Nasıl karıştırabilirler!"
Kızım demişti. Annem ilk kez bana kızım demişti. Cidden bana mı dedi?
Konuşmaları dinlemeye devam ettim.
"Anlıyorum hayatım, yapabileceğimiz hiç birşey yok. Ama sen bekle o hastaneyi dava edicem bu yaptıkları yanlarına kalmaz."
Hastanede karışmaktan bahsettiklerini yeni fark ettim. Annemin bana kızım demesinden sonrasını duymamıştım. Kendime kızdım.
Son kalan basamaklarıda inip salona adım adım yaklaştım. İçeriye girip girmemek arasında kalmıştım. Ama son adımlarımıda atıp salona girdim.
"İyi misin? Anne."
Annem kızgın ve kızarmış gözlerini yüzüme çevirdi.
"Sakın bi daha bana anne deme!"
Daha yeni bana kızım diyen oydu.
"Peki tamam."
"Halit gönder bu kızı istemiyorum bu evde. Artık gerçek kızımı istiyorum."
Canım yanıdı. Öyle bi yandı ki ölmek istedim.
"Beste çık yukarı eşyalarını topla hemen!"
Ne gerçekten beni gönderecekler mi?
"Ama niye ki ne yaptım ben?"
Onlara cevap vermemle daha da sinirlendiler.
Annem alay eder gibi baktı
"Sonunda senden kurtuluyoruz. Keşke hiç karışmasaydınız."
Her söylediği kalbimi deşip geçiyordu. Ne demek istediğini bile anlamıyordum. Ne karıştırılmasından bahsediyordu? Tek anladığım beni hep olduğu gibi şuanda da istememeleriydi.
Ellerim yine titremeye başlayınca yumruk yaptım ve arkama sakladım.
Bu hareketim gözlerinden kaçmamıştı.
"Yine mi üzüldün, sen korktun mu?"
Evet korktuğumda, üzüldüğümde veya tedirgin olduğumda ellerim titrerdi. Bunu bana ailem yapmıştı, ve ellerimin titremesi sanki benim suçumuş gibi bide dalga geçerlerdi.
Alıştım.
Annemin yüzünde bir gülümseme oluşmuştu. Çok korkunç görünüyordu.
Geri geri adım attığım an ayağa kalktı. Daha hızlı adımlar attım.
Annem yüzündeki küçümseyici bakışla;
"Kaltak hemşire yüzünden kızımla karışmışsın. Ondan gitmeni istiyoruz. Seni diğer aile istemiş. Senin gibi birini napıcaklarsa artık? Seni kim ister ki?(!)"
Zaman durdu. Sanki herşey bi anda durmuştu. Karışmış mıydık? Gerçek ailemi tanımıyordum.
İçimde ki küçük kız sevinmişti. Sanki zorbalıklar, şiddet, sevilmeme, istenmeme bunların hepsi bitmiş gibi hissettirmişti.
Annemin son kurduğu cümle kulaklarımda yankılandı. "Seni kim ister ki?"
Yine istenmeyecektim. Gözümden bi damla yaş firar etmişti.
Annem bile beni istemezken kim istesin beni, kim sevsin?
"Beste yukarı çık ve hazırlan dedim!"
Babamın gür sesiyle yerimde titredim.
Arkamı dönüp merdivenleri hızlı hızlı çıktım. Arkama baka baka.
Hep böyle çıkardım. Arkamdan geliyorlar mı diye korktuğumdandı.
Annemin aşağıdan sırıttığını görünce koşmaya başladım. Hep yaptığım gibi.
Ben hep koşardım.
Odama gidip eşyalarımı topladım. Ben ne yapacaktım. Nasıl hastanede karışmış olabilirim ki? Ya beni isteyen kişiler daha kötüyse. Acaba annemden burada kalamayı istesem izin vermez miydi? Kendi dediğime güldüm. O kadın elinde olsa beni öldürürdü.
Ne burada kalmak beni kapının önünden geçirmeyeceğine emindim. Kabullenmekten başka çarem yok.
Ağlamıyorum. Ağlamayacağım.
Titredim. Büyük valizimin içine neredeyse herşeyi koymuştum.
"Beste!"
Annemin sesi ve adım seslerini duydum.
Hareketsiz bir şekilde odanın ortasında beklemeye başladım.
Kapının kolu sertçe indirilince irkildim.
Bembeyaz teni, siyah uzun saçları ve mavi gözleriyle tam karşımda duruyordu. Anne...
Herkesin gözünden afet bir kadın olabilir ama benim gözümden korkunç ve kötüydü.
"Hazır mısın?"
Kafamı evet anlamında salladım.
yüzünü buruşturdu.
Bana sanki değersiz bir objeymişim gibi bakıyordu bir hiçmişim gibi...
Yani hep baktığı gibi.
Aklımı deli gibi deşen soruyu sordum.
"Beni hiç mi sevmezler?"
Bu dediğime öyle bi kahkaha attı ki sesi koca evde yankı yaptı.
"Sevmek mi seni sevmekten mi bahsediyoruz?"
Bi anda kahkahasını kesip
"Seni hayatın boyunca hiç kimse sevmeyecek. Unutma sen sevilecek bi kız değilsin..."
Dediği beynimde yankı yapıyordu. Tekrar tekrar içimden söyleyip durdum.
"Hiç kimse seni sevmeyecek..."
Ellerim titremeye başlayınca hemen sakladım. Alay etmesini istemiyordum.
İçimdeki tüm cesareti toplayıp yılardır bildiyim ama sormadığın soruyu sordum.
"Benden neden nefret ettin. Niye sevmiyorsun beni?"
Daha da sinirleniyordu. Bu soruyu sorma cesaretini nasıl bulduğumu anlamaya çalışıyor gibiydi.
Bende kendime şaşırmıştım.
"Seni neden mi sevmiyorum? Senden neden mi nefret ediyorum."
Kafamı evet anlamında salladım.
Bakışları değişti.
"Çünkü sen olduğun için."
Zaman tekrardan durmuştu. Bunu sadece annem yapabiliyorsu.
Sadece annem gözlerimi dolduruyorudu.
Yine gözlerim dolmuştu. Bildiğim şeyleri ondan duymak ölümü hissettiriyor. Yemin ederim ki kalbim her defasında nasıl kırılıyor anlamıyorum.
Tek isteğim şuan ölmekti.
Ölmek canı çok yakarmıydı.
"Hayır acıtmaz kurtulursun. Öl."
Annem bunu söyleyince ne diyeceğimi bile bilemedim. Dondum, zaman durmuştu. Öl demesi bile ölüm gibiydi.
Son söylediğimi dışımdan söylediğimi yeni fark ettim.
Keşke demeseydim. Bunları annem sandığım kişiden duymak acı vericiydi.
Ama haklıydı. Ölmek en mantıklısıydı. Kurtulurdum. Biterdi herşey. Bana uymak bile haramken ölüp tamamen uyusam n'olucaktı ki.
Annem odadan çıkmadan önce yarın geleceklerini söylemişti. Sonrası benim için iyi geçmedi.
Her zaman yaptığım gibi yapıp duşa girdim.
Soğuk su bedenimden akarken elime neşterimi alıp vücudumun görünmeyen yani kıyafetin altında kalan yerlerimi kesmeye başladım.
Bunu yaparken sanki Annemin sözleri babamın aşalayıp dövmesi. Herşey gidiyormuş gibiydi. Acılarım bi anlıkta olsa bittiyormuş gibi hissediyorum.
Göğsümün üzerine koyduğum neşteri aşağı doğru indirirken haz duymaya başladım. Daha fazla çizikler atıp rahatladım.
Bana deli diyebilirsiniz. Ben böyle rahatlıyorum. Evet doğru değil evet canımı yakıyorum ama gördüğüm şiddeten, zorbalıktan annemin aşalamalarının yanında bu bir hiç. Acılarıma şu serpiyormuş gibi hissettiriyordu.
Sarı uzun saçlarıma kanlar bulaşınca daha da hoşuma gitti.
...
(Şimdiki Zaman...)
🩸🔪🩸
Koşarak geldiğim eve baktım. Arkadaşlarımı son bir görmem gerektiği ve bunaldığım için gelmiştim. Bahçeli bi vilaydı. Çok güzeldi. Ama bi abartısı da yoktu.
Bahçeye girip kapıya ilerledim. Zile basıp beklemeye başladım.
Kapı kısa bir süre sonra açılmıştı. Karşımda gördüğüm kıza kocaman gülümsedim. Oda bana karşılık verdi. Sanırım bu hayattaki kendimden bile çok sevdiğim, dostlarım benim en büyük şansımdı.
Sedef beni içeriye davet edince girdim. Onlara çok güveniyordum.
"Hoşgeldin fıstık. Hangi rüzgar attı seni buraya? Bu aralar bizi unuttun sanmıştık."
Yaklaşık 1 aydır yanlarına gelmiyordum. Çünkü... Bunu onlardan saklıyorum. Aslında biliyorlar bir kaç kere beni öyle görmüşlerdi. Ama ben onları engellemiştim. Neden engel olduğumu bilmiyorum.
Ben böyle yapınca tartışmıştık. Ama sonra yine aramızı düzeltmiştik.
"Sizi nasıl unutabilirim Sedef? Bu mümkün değil." Dedim.
Sedef kahkaha atıp bana sarılmıştı. Dün gece vücuduma attığım bıçak izleri bana acı çektirsede çaktırmadım. Kendimi kestiğimi bilmiyorlar.
Ben solana girip rahatça oturunca Sedef seslenmisti.
"Abi!! Beste geldi!" Diye bağırıp tüm evi inletmişti.
Ayaz abiler aşağa iniyordu. Evde toplamda 6 kişi yaşıyordu.
Ayaz abi onun arkasından Melih ve Çınar abi inmişti.
Ayaz Sedefle kardeşti. Diğerleriyle Küçüklükten beri arkadaşlarmış. İstanbula yerleşmişler. Bu evde çok küçük yaşlardan beri beraber yaşıyorlar.
Onlarla bir avmde tanışmıştık. O günden beri aramız çok iyiydi. Hepsiyle.
Ayaz abi yanıma gelip yanağımdan makas alınca gülümsedim.
"Hoş geldin prenses."
"Hoş buldum" diye karşılık verdim. Oturup konuşmaya başlamıştık. Nasıl olduğumu bile sormuşlardı. Önemsenmek güzel bir duyguydu. Benim muhtaç olduğum duygu.
Konuşma sırasında aklıma Çağrı ve Eylül gelmişti. Onlarda bu evde yaşıyorlardı.
Sedef'e dönüp nerede olduklarını sordum.
"İşleri varmış(!)" Dedikten sonra somurttu. Çağrı ve Eylül sevgililerdi.
Sanırım Sedefi yanlarına almamışlar olacaklar ki Sedef gözlerini devirmişti.
O sırada telefonum çalmaya başlayınca arayana bakmadan açtım. Annemden başkası beni zaten aramazdı.
Telefonu kulağıma götürerek dinlemeye başladım.
"Eve gel."
Başka bir şey söylemeden telefonu kapatmıştı. Hep böyleydi zaten.
Melih abi "kimdi o?"
"Annem" diye cevapladım.
Çınar ise "neden aramış?" Diye sorunca
Sedef derin bir nefes alıp ofladı. "Kız isterse söyler zaten size ne?"
Sedef konuşunca Çınar tam konuşacaktı ki lafını kestim.
"Ailem, aslında benim ailem değilmiş."
Ayaz abi ağzındaki çayı püskürttü.
"Ne anlamadım?"
Herkes anlamaz gözlerle bakınca açıklama yaptım.
"Yani hastanede bi kızla karışmışım. Şimdide beni yanlarında istiyorlarmış."
Sedef "Nasıl yani?"
"Bende tam bilmiyorum bildiklerim bu kadar."
Melih "Oha lan hayata bak sıçmış sıvamış üstünede gül dikilmiş resmen."
Çınar Melih abinin ensesine yapıştırıp susturmuştu. Ama haklıydı. Bok gibi bi hayat yaşıyordum. Ne hissedeceğimi bile bilmiyordum.
"Şey ben artık kalkıyım." Diyip çantamı alıp kalktım.
Sedef "ara beni" diyince kafa sallayıp çıktım hızlıca bide geç geldim diye kızmasınlar.
💫
Taksi evin önünde durunca parayı ödeyip çıktım.
Kapıda beni bekleyen kalabalığı görünce şaşırdım. Annem kızgın bakı-
Gerçek mi görüyordum? Yoksa hayal filan mı?
Annem ilk kez bana sevecen bakıyordu. Karşısındaki kahverenkli saçlı çok güzel olan kadına beni gösterince kadın gözlerindeki ışıltıyla bana döndü.
Sanırım gerçek annem oydu. Kadınla göz göze gelince kalbimde bir sızı hissettim. Gözleri benim gözlerimle aynıydı. Masmaviydi.
Bana doğru yürüyünce şaşırdım. Refleksle geri adım atmam onu durdurmuştu. Gerçekten refleksle olmuştu ve şuan bu yaptığıma pişman olmuştum. Ama çok geçti. Çünkü gözlerine yeni bi duygu daha oturmuştu. Hüzün...
Biraz daha onlara yaklaştım. Gerçek annem diye düşündüğüm kadın "Besteydi demi adın?"
Kafamı saladım.
Babamla konuşan adamda gerçek babam olmalıydı. Altın sarısı saçları ve keskin yüz hatları ona çekicilik katıyordu. Gerçekten onlara benziyordum. Acaba nasıl insanlardı?
Ve yanlarındaki kızlarına gözüm kaydı. Sarı saçları ve bal rengi gözleri vardı. Kızgın kızgın bakıyordu. Ben ona ne yaptımda bana öyle bakıyordu. Annemin bakışları vardı onda da. Gözlerimi kaçırdım.
Babam "o zaman Beste de geldiğine göre görüşürüz Onur bey." Adı Onur'du demek ki.
"Peki görüşürüz o halde Halit Bey"
Onur Bey bana doğru yürüyünce eliyle arabayı gösterdi. Çok lüks bir araçtı. Arabaya doğru adımlayıp bindim. Onur bey ve eşi de binince arabayı çalıştırdı.
"Merhaba Beste nasılsın?"
"İyiyim Onur Bey siz?"
Ona Onur Bey deyince onunda yüzü düşmüştü.
"Kızım bana baba de. Tabii şuan alışmanı bekleyemem ama Onur Bey deme lütfen."
Kızım demişti. Bana kızım demişti. Çok şaşırmıştım. Benim cevap vermemi bekleyince;
"Peki." Dedim.
Yüzüne bi aydınlanma gelmişti.
Ee şimdi ne diyecektim ki? Hemen baba diyemezdim. En iyisi hitap etmeden konuşmaktı. Hazır hissedince baba derdim sonuçta.
Kendimi değerli hissetmeye başlamıştım. İyi insanlara benziyorlar. Ama ya yanılmıyorsam. Yağmur yağmaya başladı. Camdan süzülen su damlalarını seyretmeye başladım.
...
