Cherreads

Kumlara Yazılan Yaz

Zeynepc
7
chs / week
The average realized release rate over the past 30 days is 7 chs / week.
--
NOT RATINGS
81
Views
Synopsis
Bir yazlıkta gecen yaz hikayesi... Yıllardır gitmediği yazlığına giden Kumsal orada yaşananlar sayesinde geçmişimi hatırlayacak. Peki onu yaşadığı zor durumlardan kim kurtaracak?
VIEW MORE

Chapter 1 - Yeni bir yaz yeni bir başlangıç

Yıllar sonra ilk kez o yazlığa geri dönerken, arabada sessizdim ama içimde garip bir duygu vardı. Camdan dışarı bakıyordum. Taş yollar, ağaçlar, hafif deniz kokusu… hepsi bir şeyler fısıldıyor gibiydi ama anlamıyordum. Sanki burada bir şey bırakmıştım ama ne olduğunu hatırlamıyordum.

Aslında ben öyle içine kapanık biri değilim. Yani, sessiz kalmayı severim ama insanlardan kaçmam. Sadece bazen kendi dünyamda daha rahat ediyorum. Bu yaz da tam olarak böyle başladı zaten. Yazlık eve vardığımızda gün batmak üzereydi. Kuzenim Güneş enerjiden patlamak üzereydi. Arabadan iner inmez heyecanla her yeri incelemeye başlamıştı. Ben ise kapının önünde durdum. Derin bir nefes aldım. Tuzlu deniz kokusu ve sıcak bir rüzgâr…

İçeri girdiğimizde her yer toz içindeydi. Eşyalarını bırakan annem temizlik telaşına girmişti.

Güneş ise mutfağı kurcalamaya başlamıştı. "Açlıktan midem kazınıyor!" dedi yakınırcasına.

Odamı bulduğumda hızla eşyalarımı yerleştirdim. Odamın perdeleri solmuştu ama manzara hala aynıydı. Telefonumu hızlı bir refleksle elime aldığımda internetin olmadığını görmüştüm.

"Harika." Diye fısıldadım. Demek ki bu yaz internetle değil düşüncelerimle baş başa kalacaktım.

Akşam yemeğinden sonra Güneş beni dışarı çağırmıştı ama içimden gelmemişti. Onun gibi enerjik biriyle her zaman aynı tempoda olamıyordum. O yüzden kulaklıklarımı takıp evin etrafında biraz yürümeye çıktım. Sonra ayaklarım beni sahile götürdü.

Deniz… ne kadar özlemişim dalgalarının sesini

Yürürken elimdeki çubuğu eğlencesine kumlara sürtmeye başladım. Sonra birden yazmak geldi içimden. Hiç düşünmeden kocaman harflerle "selam." Yazdım. Sadece öylesineydi. Kimseye değil. Belki kendime, belki bu yaza.

Sabah Güneş'in yüzüme bardak dolusu suyu dökmesiyle uyanmıştım. Gece uyumamama rağmen bana acımamıştı bile. Ardından kahvaltı yaptıktan sonra odamda telefonuma bakmaya başlamıştım telefondaki uygulamalarda gezinirken zaman su gibi akıp geçiyordu.

Yaklaşık yarım saat sonra Güneş yine odama geldi. "Ya kızım bu ne böyle telefonla. Hadi gelsene biraz yüzmeye gidelim." Aslında gerçekten de haklıydı. Yazlığa gelmiştik ama ben sadece telefonuma bakıyordum. "Tamam sen çık ben bikinimi giyer gelirim." Dedim. Dememle birlikte Güneş'in yüzü gülmeye başlamıştı.

"Tamam." Dedi neşeyle ve odamdan çıktı. Bende hızlıca giyinip plaj çantama birkaç şey aldıktan sonra Güneş'in yanına gitmiştim. Geç olmadan evden çıkıp plaja doğru yürümeye başlamıştık. Hava çok sıcaktı ve tabii ki Güneş'te buna yakınıyordu.

Çok sürmeden sonunda plaja varmıştık. Etrafta herkes arkadaşlarıyla ya da sevgilileriyleydi. Çoğunluk gençti. Keşke benim de arkadaşlarım olsaydı ama sadece Güneş vardı ama bence enerjilerimiz uyuşmuyordu. İyi kızdı ama enerjilerimiz uyuşmuyordu.

Kısa süre sonra Güneş arkadaşlarını bulmuştu. Bende onlara katılmıştım ama kızlar bana biraz rahatsız edici bakışlar atıyordu. Sanırım nedeni daha önce buralarda olmamamdı. Güneş'e karşı öyle değillerdi çünkü o daha önce biz burada değilken de onlarlaydı. Güneş'in 3 kız 2 erkek olan arkadaşı vardı. Kızlar benden pek hoşlanmamış gibilerdi. Sanki ben onlara bayılıyordum da

Diğerleri yani erkek olanlardan biri ise bence Güneş'ten hoşlanıyordu. Diğeri ise bana bakıp duruyordu ve ben ondan hiç hoşlanmamıştım. Duyduğum kadarıyla kızların adı Sude, Melis ve Lina'ydı en ölümcül bakışları Sude atıyordu bende ona anlamazcasına bakışlar atıyordum. Erkeklerden bana bakanın adı Ozan diğeri ise yani Güneş'ten hoşlandığını tahmin ettiğimin ki Eren'di.

Biraz sohbet edip çokça yüzmüştük. Fazla geç olmadan eve dönüp yemek yemiştik. Ardından annem ile babam Gülnur teyzeye gitmişti biz ise Güneş'le korku filmi açmış izliyorduk. İzlediğimiz korku filminden etkilenen Güneş bana Sahile inmeyi teklif inmişti tabii ki kabul etmiştim çünkü benim de içim bunalmıştı.

İndiğimiz alan plajdan oldukça uzaktı ama bize yakındı. Buraya insanlar genelde gelmezdi çünkü ıssız bir alandı.

Yürümeye başlamıştık ki dikkatimi bir şey çekmişti. Geçen gün kumlara selam yazmıştım ve yazımın altında "Selam." Yazıyordu bunu ben yazmamıştım. Güneş'in yanından ayrılıp yazının olduğu yere doğru yürüdüğümde nedensizce heyecanlanmıştım çok komik ve garip bir olaydı. Hemen bir taş alıp "Kimsin sen? Ben Kumsal." Yazdım ismimi yazıp yazmamam konusunda tereddütte kalmıştım ama pek de umurumda değildi komik bir iletişim olup biterdi ve belki de kendime arkadaş bulabilirdim.

Merak etmese olmayacak olan Güneş yanıma geldiğinde anlam veremeyen bakışlarla bakıyordu. "Ay cidden buna mı heyecanlandın sesleniyorum duymuyorsun bu ne ayrıca sen mi yazdın?" sorgulamasa ölürdü zaten.

"Evet canım ben yazdım." Dedim alayla. "Kumsal kafayı mı yedin, delirdin mi? Bilmediğin biriyle kumdan yazışarak mı konuşuyorsun?" gözlerimi hafifçe devirdim. "İnan ki Umurumda bile değil."

"Ay bana ne ya ne halt edersen et." Dedi ve yürümeye başladı. Birkaç saniye yazdıklarıma bakıp bende Güneş'in yanına gittim. Ne de olsa kaybolursa ben de suçlu olabilirdim. Canım kuzenimi kaybetmeyi istemezdim. 

Bir süre yürümüştük daha sonra ise geç olduğunu fark edip eve dönme kararı almıştık.

"Bu arada sen Erenden mi hoşlanıyorsun?" der demez hemen ağzımı kapattı. "Nereden çıktı şimdi bu?" dediğinde ise kıpkırmızı olmuştu. Hoşlanıyordu işte. "Ooo benim niye haberim yok bundan." Diye sordum. "Olması mı gerek sen bana her şeyini anlatıyor musun?" verdiği cevap biraz kırıcıydı ama haklıydı ben de ona her şeyimi anlatmıyordum. "Yani haklısın aslında ama sanki o da senden hoşlanıyor." Dediğimde dudaklarının ucu neşeyle kıvrılmıştı. "Ayy ciddi misin?" dedi neşeyle.

"Evet. Yani bence öyle." Dedim. "Bu arada Ozan'da senden hoşlanıyormuş ama aman Sude duymasın yakar seni." Duyduklarım karşısında şoka uğramıştım ama zaten bakışlarından belliydi Ozan'ın. "Allah korusun." Dedim. "Ben Ozan'dan hiç hoşlanmadım." Dediğimde imalı gülüyordu.

"Keser misin şunu?" dediğimde dahada gülümsemeye başlamıştı. "Ya sabır ya." Dedikten sonra eve vardığımızı fark etmiştim. İkimizde eve girmiştik. Kapıyı kilitlerken telefonuma mesaj gelmişti. "Anneciğim biz bugün Gülnur teyzenizde kalacağız. Sizde geç olmadan yatın." Normal bir şeydi çünkü Gülnur teyze babamın teyzesiydi.

"Tamam anne bizi merak etmeyin."

Yazdıktan sonra Güneş'e de bu haberi vermiştim. Mutluluktan havaya uçan Güneş ne yapacağını düşünürken bende mutfağa bir şeyler yemeye gitmiştim. İyi ki yazlığa gelmeden bir sürü abur cubur ve atıştırmalık almıştık. Çikolatasız yaşayamazdım. Saçımı üstten gelişigüzel bir topuz yaptıktan sonra bir elime telefonumu diğer elime atıştırmalıklardan birini alıp yiyordum.

Elimdeki atıştırmalık bittiğinde Güneş'te yanıma gelmişti. "Keşke bende senin gibi olsam ne yersen ye hiç kilo almıyorsun." Böyle diyordu ama o da incecikti "Görende kilolu sanacak." Dedim. Tam o sırada yüzünde nedensizce büyük bir gülümseme oluşmuştu. "Ne oldu? Neden birden gülücükler saçmaya başladın." Dedim.

"Eren gerçekten beni seviyor mudur?" Mutluluğunu bozmamak için "Evet, tabii ki seviyordur." Dedim. "Ya kumsal çok seviyorum seni." Dedi ve sarıldı. Bende ona sarıldım "Bende seni." Dedim gülerek. Sarılmamız bittikten sonra saatin 02:00 olduğunu fark etmiştim. Geç bir saatti ama yine de tatildeydik. Bu yüzden istediğimizi yapabilirdik. Çünkü sonuçta 3 ay sonra özgürlüğümüz bitecek, okula gidecektik.

"Sabahlasak mı ya hiç uykum yok." Güzel fikirdi tabii ki Güneş uyuyup kalmazsa. "Tamam ne yapacağız ama uyuyup kalmak yok ona göre."

Güneş kafasını aynen dercesine salladıktan sonra "Tabii ki de korku filmi izleyeceğiz!" dedi daha 1 saat önce korku filminden bunalıp plaja inen biz değilmişiz gibi.

Sabah

Uyandığımda sabah saat 08.00'di ve Güneş hala uyanmamıştı. Annemler ise hala gelmemişlerdi. Dün saat 03.45'te yatmamıza rağmen hiç uykulu hissetmiyordum. Ama bugün kesinlikle erkenden uyuyacaktım. Terlediğimi fark edip havlumu ve kıyafetlerimi alıp kısa bir duş aldım. Ardından Güneş'in uyanmasını bekledim yarım saat sonra yani saat 09.00'da nihayet uyanmıştı. O giyinirken bende hızlı bir kahvaltı hazırladım. Birlikte masaya oturduk. Kahvaltımızı ederken aklıma dün kumlara yazdığım gelince istemsizce gülümsedim. Güneş bunu fark etmiş olmalıydı.

"Dün kumlara yazdıklarını mı düşünüyorsun? kim olduğunu bile bilmiyorsun niye bu kadar taktın kafana?" yine haklıydı ama ne bileyim iyi bir arkadaşlık edinebilirdim ve bana da macera olurdu hatta belki yaz aşkımı bile bulabilirdim. Ama ben bu konulardan çok uzaktım. "Of sana ne ya bir şey olsa da kendim yaşayacağım." Diye sinirlendim. O da bana ne halin varsa gör dercesine göz devirdi.

Tartışmamızı çok uzatmadan kahvaltımızı yapmaya başlamıştık. Kahvaltımız bittikten sonra ise Bikinilerimizi giyip denize inmiştik. Annemler de eve varmıştı. Babamın söylediğine göre onlarda bugün denize gireceklerdi ama bizimle değil tabii.

Denize yine Güneş ve arkadaşlarıyla girecektik. Sahile vardığımızda yine Ozan'da oradaydı. Derin bir nefes alıp yanlarına gittik. "Selamlar." Dedi Güneş neşeli sesiyle Kızlarda yapmacık bir şekilde onu selamladılar tabii Eren ve Ozan'da onu selamlamıştı. Bende selam vermek yerine onlara hafif şekilde gülümsedim Melis'te bana yapmacık olmadığını düşündüğüm bir şekilde gülümsemişti. Lina ve Sude ise bana bakmamışlardı bile. Çok da umurumdaydı. Herkes denize girmişti ama ben biraz güneşlenmiştim. Fakat birkaç saniye sonra yanıma Ozan gelmişti. O bana bakıyordu ben ise denize. "N'aber?" Diye sordu. Yapmacık şekilde gülümsedim." İyi, senden n'aber?" diye sordum. "Sağ ol bende iyiyim, bugün çok güzel gözüküyorsun." Dedi. Hiçbir şey sürmemiştim bile. Hatta dün sabahladığımızdan daha çirkin gözüküyordum. "Sağ ol." Dedim. Bu sohbetten kaçmalıydım. Derken aklıma denize girmek geldi. "Şey ben biraz denize gireceğim." Dedikten sonra hızlı adımlarla denize doğru yürüdüm. Yaptığım saygısızlık olabilirdi ama umurumda değildi.

Lina, Sude, Melis, Eren ve Güneşte oradaydı. Güneş'e doğru el salladıktan sonra bende hızlıca denize daldım. Su biraz soğuktu ama fena değildi. En azından Ozan burada değildi.

Yaklaşık 1 saat sonra toparlanıp evlere dağılmıştık. Annemlerde gelmişti. Aklım hala kumlardaydı. Evde nefis yemek kokuları burnuma doluyordu. Annem kremalı tavuk ve makarna yapmıştı. En sevdiğim menüydü. Eğer kola da varsa harika olurdu. Duş girdikten sonra hızlıca giyinip yemek yemeye başlamıştık. Annemlere günümüzü anlatmıştık onlar da bize anlatmışlardı.

Ardından babam evin deposunda iki tane bisiklet olduğunu söylemişti. Bu harikaydı. Yemekten sonra bisikletleri çıkarmıştı bizde onları temizlemiştik. Ardından Güneş ile kulaklıklarımızı alıp bisikletleri sürmeye başlamıştık. Ben Dua Lipa'nın Levitating şarkısını dinliyordum. Bir süre bisiklet sürdükten sonra eve çıkmıştık. Bunu kesinlikle tekrar yapmalıydık. Hem iyi hissettiriyordu hem de spor yapmış oluyorduk.

Bugün aslında bir yerlere gidebilirdik. Ama ben kumlara yazdıklarıma cevap geldi mi diye merak ettiğimden bunu sonraya ertelemiştik. Tabii ki annemlerin bundan haberi yoktu. Onlara Güneş'le sahilde oturmaya gideceğimi söylemiştim.

En son kim olduğunu sormuştum ve cevap gelmişti "Yakın da öğreneceksin." Neydi bu şimdi? Acaba ozan mıydı? Umarım değildi Yazıların fotoğrafını çekip üzerini kapatmıştım çünkü başka kişiler görmemeliydi. Zaten göremezlerdi. Genelde buraya kimse gelmezdi. Biz hariç. "Evet, şimdi ne yazacaksın?" diye sordu Güneş kollarını bağlayarak bilmiyordum. "Bilmem ki." Diye yanıtladım. "Bence onu tanıyıp tanımadığını sor."

Tam olarak bunu sormalıydım. "Seni tanıyor muyum?" bu nasıl böyle ilerleyecekti bilmiyordum.

Kimin yazdığını da bilmiyordum. Sahilde fazla vakit kaybetmeden eve çıkmıştık. Biraz film seyredip uyumuştuk.

Ertesi gün yine her şey aynıydı. Sabah kalk, kahvaltı yap, denize gir… Tek heyecanım kumlara yazdıklarımdı. Bu akşam yine gitmiştik. Güneş delirdiğimi düşünüyordu. "Bakalım bugün ne yazmış." Diye sordu. Ne kadar çılgınca gelse da o da merak ediyordu. "Bakalım." Diye mırıldandım. Cevap gelmişti. "Sanırım, ben seni tanıyorum." Kalbim küt küt atıyordu kimdi acaba? "Kız mısın erkek mi?" yazdım. Diğer yazılanları sildim. Ve tabii ki yine fotoğrafını çektim. Yine oyalanmadan eve çıktık.

Güneşle benim odamda oturuyorduk. O artık kendi odasında değil de benim odam da kalıyordu. Yani birlikte kalıyorduk. "Kumsal." Dedi Güneş sesi çok heyecanlıydı. "Ne oldu?" dedim ve ona doğru yanaştım. Elindeki telefona çok heyecanlı bakıyordu. "Eren…" dedi. "Ne olmuş?" dedim. Bir türlü söylemiyordu. "Bana çıkma teklifi etmiş!!" diye bağırdı. Onun adına çok mutlu olmuştum. Birbirimize sıkıca sarıldık. "O zaman hayırlı olsun." Dedim neşeyle. Heyecandan yerinde duramıyordu.

"Sonunda," Dedi. "Hemen kabul edeceğim!" Ona çok sıcak bir şekilde gülümsedim. Bugün çok güzel bitmişti. Bakalım ertesi gün beni Ozan'la nasıl bir imtihan bekliyordu.

Ertesi gün

Bugün önce denize sonra ise bir kafeye ve gece pazarına gitmeyi planlıyorduk. Benim için en eğlencelisi gece pazarıydı. Bir sürü takı vardı ve ben gerçek bir takı aşığıydım. Boynumda biri kalp şeklinde olmak üzere 4 tane birbirinden farklı kolye vardı. Kollarımda da aynı şekilde birbirinden farklı bir sürü bileklik vardı ama en sevdiğim kar taneli olanıydı.

Uyanmamızdan 1-2 saat geçmişti ve sahildeydik. Şükür ki Ozan'ın bugün işi çıktığından gelmemişti.