Cherreads

Chapter 19 - "MUTLAK BASKI"

Bölüm – Kara'nın İç Yüzü

Malikânenin büyük salonu karanlığa gömülmüştü.

Zincirlerin sesi yankılanıyordu.

Makuro, Kurogami ve Misora diz çökmüş haldeydi.

Karşılarında…

Kara 14 duruyordu.

Bir anda başını geriye attı.

— HAHAHAHAHA… HAHAHAHAHA!

Gülüyordu.

Ama bu… normal bir gülüş değildi.

Boştu.

Soğuktu.

Sahteydi.

Makuro kaşlarını çattı.

Kurogami dişlerini sıktı.

Misora başını eğdi.

Kara 14 gülmeye devam etti…

Sonra…

Bir anda sustu.

Salon…

tamamen sessizliğe gömüldü.

Hiç kimse nefes almıyormuş gibiydi.

Kara 14 yavaşça konuşmaya başladı.

— Çok büyük bir şey başardım…

Başını hafifçe yana eğdi.

— Geleceği… bozdum.

Kendi kendine mırıldandı.

— Tabi tabi… tabi…

Sonra gözlerini kaldırdı.

— Kara'da…

— 10 ve üzeri ölümler… ciddiye alınmaz.

Makuro'nun gözleri daraldı.

Kara 14 devam etti:

— Çünkü aramızdaki güç farkı… uçurumdur.

Bir adım attı.

— Gerçek Kara… biz değiliz.

— Ama… olmaya çalışıyoruz.

Gülümsedi.

— Çünkü oradaki güç…

— Oradaki şöhret…

— Oradaki ayrıcalık…

Bir an durdu.

— Anlatılamaz.

Kendi kendine fısıldadı:

— Hayatımda gördüğüm en ayrıcalıklı varlıklar…

— Tabi… tabi…

Kurogami aniden başını kaldırdı.

— Peki… 10'un altı?

Sözünü bitiremeden—

"WHAM!"

Kara 14'ün tokadı salonu yankıladı.

Kurogami havada savruldu.

Duvara çarpıp yere düştü.

Misora irkildi.

Makuro'nun gözleri büyüdü.

Kara 14'in yüzü değişmişti.

Artık gülmüyordu.

Soğuktu.

— Aptal çocuk…

Yavaşça yürüdü.

— Eğer… alttakilerden biri…

— Bizi duysa…

— Ya da hissetse…

Gözleri karardı.

— Anında ölürüz.

Derin bir nefes aldı.

— Ben…

— 10. Kara'yı gördüğümde…

Eli titredi.

— Nefes bile alamadım.

— O aura…

— O beden…

— O güç…

Başını eğdi.

— Bayıldım.

Kendi kendine fısıldadı:

— Keşke… biraz daha görebilseydim…

Gözleri parladı.

— Efendimiz…

— En güçlü…

Sonra bir anda yüzü düştü.

— Ama ben… asla öyle olamayacağım.

Makuro dikkatle dinliyordu.

Kara 14 devam etti:

— Çünkü güçlü olmak için…

— Güçlülerin kanını içmelisin.

— Kara'da güç… böyle kazanılır.

Eğildi.

— Ama eğer içinde zerre güç yoksa…

— Kan içmeyi bırak…

— Bir Kara köpeğini bile görsen…

Gülümsedi.

— Korkudan ölürsün.

Sonra doğruldu.

— Sizin mevkinize…

— Ben karar vereceğim.

Bir an sustu.

İçinden:

"Bu üç aptal… neden seçildi?"

"Bunlarda ne var…?"

Ama sormadı.

Gözlerini tekrar sertleştirdi.

— Siz…

— En fazla köpeğim olursunuz.

Ve tekrar güldü.

— HAHAHAHAHAHAHA!

Bu gülüş…

İnsan değildi.

Salon titredi.

Askerler bile başını eğdi.

Kara 14 elini kaldırdı.

— Getirin.

Askerler üçlüyü zorla yaklaştırdı.

Kara 14 parmağını kesti.

Siyah kan damladı.

Bir kaseye süzüldü.

Gülümsedi.

— Siz en fazla…

— 15. Kara'nın kanını içmişsinizdir.

Kahkaha attı.

— HA!

— Size bir lütuf yapayım.

Kaseyi kaldırdı.

— Benim kanımı içeceksiniz.

Gözleri parladı.

— Ben… 14. Kara'yım.

Kaseyi zorla Makuro'ya yaklaştırdı.

Tam o anda…

Bir şey oldu.

Salonun arkasından…

Bir aura yükseldi.

Kapkara.

Boğucu.

Ezici.

Tüm askerler anında diz çöktü.

Kara 14'in gözleri büyüdü.

Bir gülüş duyuldu.

Ama bu…

Az önceki gibi değildi.

Bu…

gerçekti.

Vahşi.

Parçalayıcı.

İnsanı içten çökerten bir gülüş.

Sanki tek bir şey söylüyordu:

"Ben buradayım."

Makuro yavaşça başını kaldırdı.

Kara 14'ün arkasına baktı.

Ve…

Dondu.

Bedeni titremeye başladı.

Gözleri büyüdü.

Nefesi kesildi.

— A… a… a… a…

Sesi çıkmıyordu.

Baş dönmesiyle sendeledi.

Ve sahne…

karanlığa gömüldü.

Ama…

Bu bir son değildi.

Bu…

başlangıçtı.

Bir anda…

kapkara bir aura patladı.

Sessiz değil.

Sakin değil.

Zorla bastırılan… işkence eden bir aura.

Yavaşça yayılıyordu.

Sanki acele etmiyordu.

Sanki…

herkese tek tek acı çektirmek istiyordu.

Ve ardından…

Bir gülüş duyuldu.

Ama bu…

insan gülüşü değildi.

Derindi.

Boğucuydu.

Psikopattı.

"Hoooo…"

Bu tek ses bile…

malikanenin duvarlarında yankılandı.

Sanki her köşeden tekrar tekrar geliyordu.

Gülüş uzadıkça…

hava ağırlaştı.

Nefes almak zorlaştı.

Kalpler sıkıştı.

Ve bir anda—

Kara askerleri dağıldı.

Hiçbiri emir beklemedi.

Hiçbiri arkasına bakmadı.

Birbirlerine çarparak…

ezerek…

yere düşeni umursamadan…

kaçtılar.

Sanki arkada kalan…

ölüydü.

Birkaç saniye içinde…

oca gibi büyük salon boşaldı.

Geriye sadece…

Kara 14…

Makuro…

Misora…

Kurogami…

kaldı.

Kara 14'ün eli titredi.

Elindeki kase…

"tak!"

diye yere düştü.

Parçalanmadı.

Ama sesi…

salonun içinde yankılandı.

14'ün gözleri büyümüştü.

Nefesi kesikti.

Vücudu kontrolsüzce titriyordu.

Hissetmişti.

Arkasındaki varlığı…

hissetmişti.

Ama…

dönemiyordu.

Dönemezdi.

Korkudan değil sadece…

Aura…

onu bastırıyordu.

Zorluyordu.

Eziyordu.

Ve…

bir anda yere kapandı.

Alnı taş zemine değdi.

Titremesi durmadı.

Diğer tarafta—

Kurogami başını kaldırdı.

Misora da.

İkisi de…

arkaya baktı.

Ve o an…

göz göze geldiler.

Kara 10 (Lyther).

Hiçbir şey yapmıyordu.

Sadece duruyordu.

Ama…

o varlık…

yeterliydi.

Kurogami'nin gözleri titredi.

Misora'nın nefesi hızlandı.

İkisi de…

terlemeye başladı.

Sadece korku değildi bu.

Zihinleri parçalanıyordu.

İçlerinde…

binlerce düşünce aynı anda çarpışıyordu.

"Kaç…"

"Bakma…"

"Öleceksin…"

"Bu ne…"

Ve…

bedenleri daha fazla dayanamadı.

İkisi de oldukları yere yığıldı.

Sessizce.

Direnmeden.

Ama…

Makuro.

Hâlâ ayaktaydı.

Dizlerinin üzerinde…

ama düşmemişti.

Başını kaldırdı.

Gözleri…

direkt ona kilitlendi.

Kara 10 (Lyther).

Aura tekrar bastırdı.

Daha ağır.

Daha derin.

Makuro'nun nefesi kesildi.

Ama dişlerini sıktı.

İçinden konuştu:

— "Hayır…"

— "Şimdi bayılırsam…"

— "Hepimiz biteriz…"

— "Üçümüz de savunmasız kalırız…"

— "Tek bir hamlede…"

— "ölürüz…"

Gözleri karardı bir an.

Ama…

zorladı.

İçindeki gücü…

zorla çekti.

Kara'nın kanından gelen o güç…

damarlarında dolaşmaya başladı.

Ve bir anda—

kendi aurasını yaydı.

Zayıftı.

Ama…

vardı.

Kara 10'un (Lyther) baskısına karşı…

ince bir direnç oluşturdu.

Sanki…

boğulan birinin son nefesi gibi.

Kara 14 bunu gördü.

Gözleri büyüdü.

İçinden fısıldadı:

— "Delirmiş bu çocuk…"

— "Bu… mümkün değil…"

O anda—

Kara 10 (Lyther) hareket etti.

Yüzü değişti.

Gözleri hafifçe açıldı.

Makuro'ya baktı.

Ve…

ağzından tek bir ses çıktı:

— "Hoooo…"

Bu sesle birlikte…

aura genişledi.

Büyüdü.

Yoğunlaştı.

Ezdi.

Ama aniden değil.

Yavaşça.

Sanki…

oynuyordu.

Sanki diyordu ki:

— "Ne kadar dayanabileceksin…"

Makuro'nun bedeni sarsıldı.

Kasları titremeye başladı.

Nefesi parçalandı.

Aura…

üstüne çöktü.

Ağır ağır.

İnce ince.

İşkence eder gibi.

Makuro dişlerini sıktı.

Ama artık…

kontrol kayıyordu.

Gözleri bulanıklaştı.

Görüşü kaydı.

Kulakları uğuldadı.

Vücudu…

titremeye başladı.

Ter…

yüzünden damlıyordu.

Sanki yağmur altındaydı.

Nefesi düzensizleşti.

Bir adım daha dayandı.

Bir saniye daha.

Bir nefes daha.

Sonra—

gözleri tamamen karardı.

Ve…

yavaşça yere düştü.

Sessizce.

Direnerek.

Ama…

yenilerek.

Salon tekrar sessizliğe gömüldü.

Ama bu sessizlik…

ölü gibiydi.

More Chapters