Cherreads

Chapter 54 - Bölüm 54

O bilinmeyen adada yaşanan olaylardan tam olarak bir gün sonra bütün insanlık bu olaydan haberdardı, nasıl haberleri ya da ne zaman haberdar olduklarına gelirsek adada bütün kargaşaların sesi ve kaosun seslerini çok uzakta yani oraya yakın olan şehir tamamen sesi duyabiliyor ve patlamaları görebiliyordu, insanlar fazla tedirgin olmaya başladı tabii adada ki savaşın bitiminden dört saat sonra hemen Mutlak dedektifleri ve gardiyanları darlamaya başladılar resmen cevap arıyordu resmen tonlarca insan o iki ittifakın kapısına dayanıp bağırıyorlardı resmen şunu diyorlardı "Cevap verin bize! Sonunda bu Mükemmel Düzen Doğuşu sona mı erdi! Cevap isteriz!" işte bu bütün sorular tam olarak adada ki savaşın bitişinden on altı saat sonra duyuldu ve cevap verildi. Bu sorulara ilk cevap veren kişiyse... Merlin'den başkası değildi, Merlin bütün o insanların ve kameranın önünde konuşmaya başlamıştı onun gözünde bir sürü insan bazı yazıları büyük kağıda geçirdikten sonra üste kaldırmıştılar resmen şu yazıyordu "İnsanlık Tekrar mı acı çekecek?" Tabii Merlin anca okuyabilmişti çünkü bir sürü fotoğraf çekiliyordu bazılarıysa hologramlı telefon kullanıyordu, elinde sanki kalem gibi duruyordu ama en uzun köşesinden hologram çıkarak telefon oluyordu neyse bir sürü insan sinirliydi ama en sinirli olan kişi aslında Merlin'di çünkü bir tane adamı ağır yaralanmıştı yani ölümcül değil ama ağırdı ve bu yaralı olan kişiyse Zach'ti kendisi hastanede ama dışarıya çıkacak hali yoktu bir de o acı haber yok mu... Richard'ı bulma tamamen başarısızdı çünkü onun aurası tamamen yok olduğu haberi Merlin'e geldi ve Merlin dehşet sinirliydi işte bu yüzden işleri bir başka seviyeye çekecekti neyse Merlin bu insanlara cevabını verirken aynen şunu dedi "Biliyorum size verdiğimiz Mükemmel Düzen Doğuşu ya da ne bokumsa neyse şu anda size diyebileceğim tek bir şey var, Arthur bizzat onlarla ilgilenecektir ve bende var gücümle o düzeni bozanlara fena cezalandıracağım." O konuşmadan sonra Merlin arkasına dönerek yürümeye başladı ve bir sürü beyaz ışık parlaması vardı çünkü bir sürü fotoğraf çekiliyor bir de arkasında ki gürültüyse bütün haberciler soru soruyor, vatandaşlar ise sorular sormak adına gürültülü şekilde söylüyorlardı ve Merlin oradan cevapları vererek ayrıldı... Ama insanların asıl merak ettiği bir şey vardı Kutsal Tapınağın yakınlarındanda bir şeyler fark edildi depremler küçük sesli ama duyulabilir bir patlama sesleri vardı sadece bir soru vardı "aslında iki tane mi olay yaşandı?" Ve bu cevabı vermek adına Rick Deathclaw konuşma yapmaya karar verdi, Rick bizzat şunu dedi "Evet, başka bir olay vardı ama iki tane gardiyan bizzat ilgilendi bir de Arthur kendisi o olayı kontrol etti ve pek önemli bir şey olmadığını söyledi." İnsanlık Arthur ismini duyduğu anda rahatlıyordu çünkü kendisi geçmişte parlayan bir kahramandı resmen dehşet verici üç olayı bizzat kendisi savaştı ve kazandı o üç olaysa isimleri buydu; Mutant Kargaşası Olayı, Ölümsüz Ordu Olayı ve Düşen Yıldız Olayı aralarında ki en çok kayıp verilen olaysa Ölümsüz Ordu Olayı tahmini iki buçuk şehir dolusu insan kadarı hayatını kaybetti ve bu olayda Arthur tamamen öfke nöbeti geçirdi yani kulağa çok şey geliyordu... Bir bebeğin öfkeyle ağlaması gibiydi ama hayır aslında Arthur tamamen çok önem verdiği kişiyi kaybettiği söyleniyordu ama kim olduğu bilinmiyordu ama bildiğimiz şeyse Arthur dehşet bir avlama serisi yazdı tarihte tam tamına 1151 tane büyük şeytan seviyesinde yaratık avladı şimdi ne kadar absürt olduğu belli ama aslında bu ordu dehşet güçlü yani tek bir dokunuşla herhangi birisini öldürebilirdi ve bu ordunun sahibi Hana'ydı. Hana kuklasını Jack ve Bob'a karşı kullandığı kukla eski zamanındaki gibi değildi daha sağlam ve korkutucuydu şimdi Jack ve Bob'tan bahsetmişken Jack hala baygın durumda tam olarak ada olayı bittikten on altı saat sonra Jack, Arthur'un odasının yatağında yatıyordu, büyük olasılıkla Jack ya iki ya da üç güne uyanmış olacak idye tahmin ediliyor bir de bu yaşananlardan dolayı bazı kişiler internette şunu yazmış "Bu yaşanan olay resmen korkutucu yani iki tane en güçlü yani ilk onun içerisinde ve hafif üstlerinde bulunan kişiler resmen birisini öldürüp diğerini ağır yaralamış bu yaşananlar resmen bana şu mesajı veriyor Yükselen İmparator" Bu yazılan paylaşım resmen internette patladı insanlar bu yaşanan olaya artık Yükselen İmparator Olayı demeye başladı ama daha çok eski dilde sabitlendi ve bu isim tamamen değiştirilemez hale geldi "Kaiser Aufstieg Olayı" olarak sabitlendi ve kayıt edildi, Mutlak Dedektif ve Gardiyanlar bu olay hakkında önemli buluşma yapılıcağı haberi duyruldu ve bu duyrulduktan sonra şu zamana denk geldi Kaiser Aufstieg Olayından bir gün sonrası sabah saatleri civarına

Yer : Kutsal Tapınağın Büyük Toplantı Salonu

Bu yer tamamen en güçlü ittifakların birbiriyle tartışma ve görüşme yeriydi, bu salon Kutsal Tapınağın ellinci kattıydı, bir sürü sütan zeminden tavana kadar bağılıydı tam olarak altı tane vardı bir de zemin ve tavanlar tamamen siyah renkle kaplıydı ama altın renkli şeritlerle süslenmişti sütünlarda aynıydı, camlarsa bütün Kutsal Tapınakla aynıydı ama bir farkı vardı içerisi böyle gözüküyordu ama dışardan tamamen normal bir kat gibi gözüküyordu gizlenme teknolojisiyle kaplıydı camlar neyse bu salonun ve sütunların tam ortasında büyük bir masa vardı büyüklüğüyse on kişiye yetecek kadardı, masanın arka kısmında beş sandalye ön kısmında da beş sandalye ve bu sandalyeler doluydu ama sadece dokuzu doluydu bir sandalye boştaydı neyse masanın ön kısmında beş kişi vardı iki tanesinde kızdı ama birisi en sağda otururken diğeri en solda, en sağda oturan baya güzel beyaz elbise giymişti omuz kısmında güller vardı bir de ayakkabısıda beyazdı, saçıysa sarıydı, gözüyse turuncuydu ama böyle nazik bakışlı güzellik değil daha çok kendini beğenmiş bir cadı gibiydi ama güzelliği ayrı bir şeydi, diğeriyse tamamen mavi elbise giymişti ayakkabıları mavi ve beyaz karışımıydı, saçındaysa ay çiçeği vardı saçı gümüş gibiysi gözleriyse zümrüt gibiydi o da ayrı bir güzellik ama diğer kadına göre kendinden emin ama hiç kötü düşüncesi yokmuş gibi gözüküyordu ama onun aurası resmen bir yılanın tuzağının içerisine düşmesini bekliyormuş gibiydi şimdi bu iki kadının arasında oturan üç erkek ise... beyaz elbiselinin yanında olan kişi kahverengi takım elbisesi giymiş ayakkabılarıysa siyahtı klasikti, saçları kahverengi gözleriyse siyahtı yüzünde hafif yara izleri vardı ama o kadar belirgin değildi ifadesi resmen huysuzdu sanki karşısında hiç görmek istemediği kişiler oturuyordu, mavi elbiselinin yanında oturan kişiyse diğerlerinden daha büyük boyu 2.10 civarıydı, üstünde tamamen zırh vardı yani direk savaş zırhlıyla kaplıydı tam olarak altın kaplan şeklinde şekiller vardı zırhta ve zırh tamamen siyahtı, saçları kırmızı gözüyse karanlık kızılımsıydı resmen yüzü kana susamış gibi duruyordu ama aurası tamamen sakin olduğunu gösteriyordu şimdi bu dörtlünün tam ortasındaki sandalyede oturan kişiyse, tamamen ayağını masaya uzatarak geriye yaslanmıştı, ayağında siyah terlik, üstü ve altıysa tamamen siyah spor kıyafetleriydi, saçları ateş gibiydi giz bebeğinde resmen alevler çıkıyordu ama resmen cidden yanıyormuş gibi gözüküyor ve hareket ediyordu neyse kendisinin aurası bu kocaman salonu kaplıyordu ama dışarıya sızmıyordu çünkü kontrol ettiği açıktı ve bu beşlinin önündeyse dört tane eleman vardı en soldaki sandalye boştu bir yanındaki sandalyede sol kolu sargı içerisinde resmen kolunun kırıldığı oracıkta anlaşılıyordu, üstünde normal giysiler vardı beyaz tişört, beyaz kot vardı, saçları morumsu mavi saçlar bir de göz rengiyse kar taneciği gibiydi, yüzünde birkaç kesik vardı ama hepsi düzgünce kapanmıştı ama hala izleri vardı, en sağda siyah takım elbise giymiş bir de siyah paltosunu pelerin gibi giymişti, kahverengi saçları ve gözleri vardı, ağızındaysa bir tane sigara ve dumanları yukarıya doğru gidiyordu, kendisi normal ifadeyle bakıyordu ama aurası resmen öfkeyle bağırıyordu ama sakin kalması gerekiyordu o yüzden tepkisiz görünüyordu, onun yanında oturan kişiyse aynı giyinime sahipti ama beyazdı, saçları pembe, gözleri beyazdı kendisi telefonda sırıtıyordu nedeniyse pembe saçlı bir kızla vakit geçirdiğinin fotoğraflarıydı ve o fotoğraftaki kızsa onun kızıydı neyse bu dörtlü ya da bu beş sandalyenin ortasında oturan kişiyse tamamen siyah giysiliydi, saçı ve göz bebeği tamamen siyah resmen hiçliye bakmak gibiydi ve bu kişi korkutucu şekilde tepkisiz bakıyordu ama aurası nefretle taşıyordu ve etraf tamamen sessizken o kişi masaya normal şekilde elini masaya çarpar, konuşur ve bu kişiyse Merlin'di

Merlin : Artık önlemler almalıyız, yepyeni bir tehdit yükseliyor resmen yeni bir şeytan kralı doğuyor gibidi, işte bu yüzden hemen birlikte çalışarak bu tehtidi yok etmeliyiz

önlerinde beyaz elbiseli kadının yanındaki adam bu konuşmaya cevap verir

- - - : Peki... Bu tehditti nasıl engelliyeceğiz daha nerede olduklarını bilmeden

O konuşan kişi haklıydı ama Merlin ona korkutucu bir bakış attı ama yüzü tepkisiz durduğu halde göz bebeği hiç yansımayı bile göstermediği için korkutucu duruyordu neyse Merlin cevap verir.

Merlin : Birlikte derken siz gardiyanlara seslenmiyorum... Ben, adamlarım ve Arthur'a sesleniyorum o yüzden sessizce otur, Marcus.

Marcus dişlerini hafif sürter, diğerleri hafif alındı ama Arthur'sa hala aynı durumdaydı hala ayakları masada, geriye yaslanmış şekilde duruyordu ve Merlin Arthur'a cümleler kurmaya başlar.

Merlin : Kardeşim, bize gücünü paylaş, bu tehditten çok kolay şekilde kurtuluruz ve...

Merlin daha cümlesini tamamlamadan çok konuşuyorsun hareketi yapmaya başladı Arthur eliyle ve ayağını masadan indirdi, geriye yaslanmayı kesti ve Merlin'le göz teması kurmaya başladı

Arthur : Yok şunu yap, yok şunun hayatını al, yok dünyayı kurtar Arthur... Sana bir şey soracağım kardeşim... Hayır, Merlin... Sırf güçlü bir düşman ortaya çıktı diye beni silah olarak kullanmaktan bıkmadınız mı?

Merlin tepkisiz şekilde

Merlin : Ne?

Merlin'in yanındaki eleman yani Zane bunu duyduktan sonra hemen sinirlenir ve Arthur'a tehditçi ses tonuyla şunu der :

Zane : Hey! Patronumla öyle konuşamazsın!

Arthur, Zane'le göz teması kurmadan direk şunu der :

Arthur : Bir böceğe göre baya yürek yemişsin galiba?

Arthur hemen Zane'e göz teması kurar ve dehşet verici aurasını Zane'e doğru kusar resmen Zane'in olduğu yer baya güçlü bir yer çekimiyle eziliyordu sandalye parçalanmaya başlıyordu, Zane resmen kafasını bile kaldıramıyacak kadar kuvvetli bir basınçtı normalde Arthur onu aurasıyla ezmeye devam edecekti ama mavi elbiseli kadın Arthur'a seslenir

- - - : Arthur! Kes şunu lütfen! Eğer Sophia bunu görse ne derdi!

O seslenen kişi Emma'ydı, Arthur ezmeye devam ediyordu ama sondaki cümleyi duyduğu anda ezici aurasını Zane'nin üstünden alır resmen o kelime Arthur'u durdurmaya yeterdi, Zane nefes nefese kalmıştı, sandalyeyse çok zor ayakta duruyordu, Merlin'in diğer yanında oturan kişi yani Zach hemen Merlin'e seslenir ama sessiz şekilde

Zach (Sessizce) : Patron, bu Sophia denilen kişi kim?

Merlin normal şekilde Zach cevap verir ama çok özet şekilde şunu der :

Merlin (Sessizce) : Arthur'un hayatta bakış açısını değiştiren Kadın

Arthur konuşmaya tekrar döner

Arthur : Demek istediğim, herşeyi ben haletmek istemiyorum yani ben halettikçe bu generasyon daha tembel oluyor neyse bunu sonra konuşalım önce bu yaşanan olay hakkında tartışalım.

Merlin direk nefes alıp verir ve tartışamayı başlatır tamamen

Merlin : Bildiğiniz üzere o bilinmeyen adada büyük olaylar oldu, adamlarımdan birisi yani hemen yanındaki bu olayın içerisinde bulunan kişi size daha doğru şekilde açıklaması için bıracağım.

Merlin konuşmayı keser, Zach'in omuzuna elini uzatır ve kafasını sallar, Zach hafifçe öne doğru yaklaşır sandalyesiyle

Zach : Bildiğiniz üzere ben ve meslekdaşım... Hayır, arkadaşım kendisle birlikte bu adaya antik kalıntıyı bulmak adına gitmiştik ama istenmeyen misafir önümüze çıktı kendisi dehşet verici şekilde güçlüydü benimle resmen eğlendi, oynadı ve güçlenmeye başladığım anda hemen daha çok oynamaya başladı tabii arkadaşım o şerefsizin yaratığı kırk bir şeytanımsı kargayla meşguldü tabii ben yenildikten sonra...

Marcus'un yanındaki kadın yani Scarlett hemen iğrenmiş gibi bakış atarak şunu der :

Scarlett : İşte sizin gibi salaklar böyle küçük tehditlere karşı kaybediyoruz.

Scarlett o cümleyi tamamlar tamamlamaz boynunu hedefleyen beş tane buzdan mızrak sinyali bekliyordu ve Zach şunu der :

Zach : Önce kendine bak teknik kullanıcların yüz karası cadı.

Zach elini sıkmayı keser, beş buz mızrakları kırılır ve yere düşer, Scarlett'sa sinirli şekilde Arthur'a bakar ama Arthur'sa onu eliyle şunu yapar... orta parmak çeker, Scarlett iyice sinirlenir ve orada sinirli şekilde oturur

Zach : Bu kabalığım için üzgünüm şimdi devam edelim, Richard yani arkadaşım kendisi ben savaştayken bir mesaj attı ve mesajda şu yazıyordu, "Zach bunu görürsen güzel olur ve bütün herkese açıklaması gereken kişi sensin, şu anda adapte olma tekniğine sahip bir büyük şeytanla savaşmaktayım, silahıysa kullanıcısına tehdit olan herşeyi kesme gibi bir tekniğe sahip küçük ihtimalle kazanma olasılığım varsa bu kumarı oynarım ve bu büyük şeytan Arthur'a karşı adapte olmayı başarırsa Dünya çok büyük sıkıntı içerisine girecektir"

Arthur, Zach ve Merlin dışında herkes büyük düşüncelere dalmıştı resmen büyük bir tehdit Arthur seviyesinde bir tehditti bu ama birisi bir şey demeden Zach konuşmaya devam etti

Zach : Daha burada bitmiyor ne yazık ki, ondan bile daha büyük tehditse Gerçekliği bükebilen ve kontrol edebilen bir büyük şeytan var ve adıysa Lucifer

Arthur'un gözleri açılır, Arthur tamda düşünecekken onun yanındaki yani Daniel şunu der :

Daniel : Arthur bence artık bizzat birlikte ilgilenenmemiz lazım artık.

En sağada oturan yani Merlin'in köşesinde Roland oturuyordu ve şunu der :

Roland : Arthur artık seni yenme olasılığı olan kişiler ortaya çıkmaya başladı.

Ciddende Arthur'u yenebilecek kişiler yani Corvadaptis ve Lucifer ciddende Arthur'u yenebilir mi?

Bir anda masaya vurma sesi gelir, Arthur bir kahkaha patlatır resmen bu ciddi ortamda o kadar komik bir şey söylenmiş gibi gülüyordu ama kahakasını bitirir bitirmez bir anda o kadar emin bakmaya başlar ki resmen kırılamaz bir egosu varmış gibiydi

Arthur : Ya bak önceden öğrencim olan Frost ya da Yujin deseniz anlarım ama daha yeni ortaya çıkmış ve sırf havalı bir teknik ismine sahip olduğu için bana denk olmuyor yani herşeyi halletmekten nefret ederim ama beni doğru dürüst ölümcül savaşa sokan daha önce hiç kimse olmadı yani bana en güçlü öğrencim Yujin Snakeman'ı getirin benle tek düzgün kapışma sergilebilecek tek kişi o ama genede beni yenemez işte bu yüzden bu çağın yok edilemez en güçlüsüyüm.

Herkes rahatlamak yerine daha çok tedirgindi çünkü Arthur bazen korkutucu gözükebiliyordu yani şu anda Arthur tamamen en zirve olduğu zamanların içerisinde, Arthur kendisi o cümleden sonra iki kez alkışlar, bu katta açılan kapılar açılır ve herkes kapıya bakar, giren kişilerse bir tane cüce ve baya güzel bir kadın vardı o kişiler Bob ve Nora'ydı

Arthur : Gördüğünüz gibi bu ikili yeni öğrencime öğretmenlik yapacaklar peki neden ben değil çünkü şu Lucifer denen adamı bulmaya gideceğim... Doğru bir tane daha öğretmen çağırdım ama kendisi vatana hizmet eden bir asker onu dövüş öğretmeni olarak ayarlıyacağım ama daha cevap gelmedi

Roland hızlıca cevap verir

Roland : Peki, Nora uzun yıllar sonra geri dönmüş detayı boş ver ama öğretmenlik konusunda Bob'tan şüpeliyim.

Bob bunu biraz büyük kulaklarıyla duyar ve şunu der :

Bob : Efsane öğretmen olurum bir kere!

Roland hemen cevap verir

Roland : Ne öğreteceksin?

Bob kendisinden çok emin şekilde söyler

Bob : Kadınları nasıl etkileyeceğini öğreteceğim.

Nora sırıtarak Bob'a bakar

Nora : Bob... On iki tane karın oldu her biriside seni terk etti hiçbiri bir ay bile dayanamadı yani en sonkisi bir buçuk ay dayanabildi bir de o kadınların kişiler yerlerin ölçülü notlarını bahsetmek bile istemiyorum.

Bob sinirli şekilde şunu der :

Bob : Nora, kapa çeneni...

Arthur sırıtarak şunu der :

Arthur : Lanetli Şehrine gidin kesin o Lucifer denilen ucube oraya gidecektir bir de Revenant ve Hana orada olacak haberiniz olsun.

Merlin dehşet şekilde şaşırır ve Arthur'a sorar

Merlin : Ölümsüzlük Şeytan'ını öldürmüştün hani?

Arthur tepkisiz şekilde cevaplar

Arthur : Bende öyle sanıyordum neyse ne... Lanetli Şehre en güçlü olan kişiler oraya gitsin bir de bu toplantıyı sonlandırma vakti geldi. Herkes defolup gitsin.

Toplantıdan sonra kararlar verildi, Lucifer, Hana, Revenant ve Corvadaptis sadece sıralama sıfır ya da Mutlak Dedektiflerin beş en güçlüsü bu dörtlüye saldırma izni vardır, Lanetli Şehrine aynı şekilde yüksek seviyeliler Büyük Şeytanların ortaya çıkmasına hazır şekilde tektikte geziniyorlar, Arthur bizzat Lucifer'ı bulmaya gidecek, Jack artık iki öğretmen tarafından yani Bob ve Nora tarafından eğitim görecek diğer öğretmeni daha kabul ya da reddetme mesajı gelmedi ve son karar eğer Lucifer daha büyük tehdit olmaya başlarsa, Dünya'da ki bütün insanları Ay ya da Mars'ta ki Şehre göndereceğiz ve Arthur'un bizzat onunla ilgilenmesi istenilecektir.

More Chapters