Yer : ???
Etraf tamamen sessizlikle kaplanmıştı yani öyle bir sessizlik ki kulağın çınlardı, karanlık ve uğursuzlukla doluydu tabii çevrede eşyalarda vardı, nasıl eşyalar mı? Sandık, hurda, kasa ve metallik kasayla sandıklar vardı... Peki, burasının görüşünü düşünürsek terk edilmiş depoya benziyor çünkü tavana bakarsak bir sürü lamba ya da diğer ışık aygıtları vardı bir de tavanda metal destekler vardı tavan ve çatı düşmesin diye, burası baya korkunç bir hava veriyordu ama en garip şekilde elli metre civarının ötesinde hafif ışık geliyordu, her oraya doğru yaklaştıkça bu korkunç sessizlik kayboluyor ve yavaş yavaş sesler artıyordu. Yaklaştıktan sonra üç kişi ışığın olduğu yere toplanmış konuşuyorlardı, birisi kovboy gibi giyinmiş bir erkekti diğerinin havası farklı geliyordu o kovboy olandan sakin ve tehlikeli hava varken o diğerindeyse nefret, intikam, korku, şehvet gibi duygularla dolu bir aura saçıyordu ama en garip yanı şu ki ikiside tek kişiyle konuşuyor ve o kişiyse saçları orta uzunlukta, yüzünü ikiye ayıran bir yara ve elmas gibi kırmızı olan gözleri hem güzel hem de korkunç resmen seni parçalayacak gibi his veriyordu... Bu üçü resmen toplanmış birşey tartışıyorlardı, bu kırmızı gözlü elemanın altında şeytanları çağırma gibi rituel çemberi vardı ama yavaş yavaş silinmeye başlıyor. O kırmızı gözlü adam ses tonunu değiştirerek bir bağırdı resmen bu terk edilmiş depo alanı resmen titredi
Lucifer : YETER!? Beni iyi dinleyin eğer Dünya'yı hükmetmek ya da intikamınızı almak istiyorsanız bana gerek herşeyi getirmelisiniz.
Lucifer sinirli bir şekilde orada ki kadına bakar ve şunu der:
Lucifer : Özellikle sen Hana, burada başarızlıklara yer yoktur.
O ölümcül gözüken kişi Hana'ydı ve Hana bunu duyduktan sonra hemen ayaklanır ve bağırmaya başlar.
Hana : O başarısızlığımın nedeni bir kere Liberty yüzündendi, hani o velede yardım etmezdi! Yanlış bilgiyi veren sensin!
Lucifer'ın sabrı taşmaya başlıyordu, elini geriye çekti resmen yumruk atacak gibi ve sonra yumruğunu Hana'ya doğru savurdu ama öyle savurdu ki resmen etraf bu savurulan yumruğun rüzgarıyla uçabildikleri kadar uçtular, depo resmen parçalarına ayrılmaya başladı resmen Deponun yüzde doksan dokuzu parçalanıp etrafa uçmuştu ama Hana'nın sadece bir kolu bu savurmadan etkilenmişti Hana bir kolu yani sol kolunu kaybetti ama öyle bir darbe normalde Dünya'yı yok etmeye yeter ama yok edemez çünkü Zeron denilen bir bilge buna çoktan önlem almış nedeni zaten Arthur yüzünden adamın normal fiziksel gücü bu Dünya'yı üç kez hatta dört kez patlatmaya yeterdi neyse Hana kopan kolu iyileştirmeye çalış ama yeni kol ortaya çıkmaz o anda fark eder Lucifer sırf Hana'yı tehdit etmek adına mükemmel teknik kontrolüyle sadece Hana'nın koluna hedef aldı... Bir de o kovboy elemanı bu rüzgardan pek etkilenmedi sadece oturduğu yer yani sandığı rüzgar tarafından uçurulduğu için ayakta kalmak zorunda kaldı
Lucifer : Salak varlık, sana özellikle Liberty konusunda dikkatli davran dediydim ama o mesajı pek umursamadın belli ki?
Hana iyileşmeyen kolundan dolayı hafif stresse kapıldı ve Lucifer, Liberty'nin ikinci kalıntısını özümsediği için Zach ile dövüştüğü zamankinden iki kat daha güçlüydü. Kovboy ise konuşmayı bölür ve şunu der :
Revenant : Şimdi bu duygusal anı bölmek istemem ama kaldığımız yer şu anda kullanılamıyacak halde...
Lucifer, Revenant'a yan gözle bakar sonra derin bir iç çeker ve arkasına dönerek yavaş yavaş ilerler
Lucifer : Merak etme her kalıntıya yakın yerlerde kalıyoruz o yüzden yeni bir yere geçiceğiz.
Revenant hafif gözleri kısar ama gözlere baktığında anlaşılıyordu resmen bilgi topluyordu, Revenant'ta Lucifer'ın gittiği yöne doğru gidiyordu çünkü anladı tekniğiyle oraya bir giriş açacaktı, Hana'da sonunda iyileşmeye kolu iyileştirebilmeye başladı ve o da Lucifer ile Revenant'ı takip etmeye başladı... Ama arkalarından garip şekilde seri şekilde yanan iki alev sesi geliyordu yani Tehdit olsa Lucifer hemen tetikte olur ama sanki huzur verici gibi geliyordu bu alevler ama kendinden çok emin bir ses geldi
- - - : Bingo
Sonradan... Lucifer, Hana ve Revenant direk korku dolu gözlerle arkalarına ve üstlerine baktılar ve... Gördüğü kişi bekleyecekleri son kişiydi, o kişisinin alev gibi saçları, gözleri resmen yanıyormuş gibi gözüküyor, giysileri tamamen siyah ile kaplıydı resmen suikastçı gibi giyinmişti ama ne maske ne de kapşonu vardı, o iki huzur veren yanan alevler o kişinin ayaklarından geliyordu resmen o alevler uçmak adına kullanıyordu işte bu kişi büyük şeytanların en büyük korkusu, en korkulan teknik kullanıcısının kendisi, Arthur Violend'tir
Arthur : Var ya sizi tam bulmuştum üstüme resmen rüzgar fırlattınız ve o anda düşündüm ki "Beni fark ettiler mi?" Bir an etkilendim ama ne yazık ki sadece iki yaratığın tartışmasıymış bir de beni nasıl fark edemediniz?
Revenant hafif tedirgin şekilde gülümser ama maskesi yüzünden gözükmez ama gözlerinden sadece korku gözüküyordu, Lucifer arkasından olabildiğince hızlıca çatlak oluşturmaya çabalıyor ama bu olağan üstü ezici kuvvet onu iyici zor duruma getirdi ama en kötüsü Hana'daydı çünkü eskiden Arthur o zamanda öyle korkunçtu ki resmen Liberty'nin halinden bile kötüydü o kadar korkunçtu işte eski Arthur o yüzden Hana çok ama çok titriyordu resmen Arthur'un yaşattığı korkunç şeyleri tekrar yaşamak istemiyordu işte o anda Revenant tedirgin şekilde şunu der :
Revenant : Uuzun zaman oldu Arthur nasılsın? Een son kapıştığımız zamandan dehşet şekilde daha güçlenmişsin.
Arthur, Revenant'a bakar ve pek mutlu değilde sinirlenmiş gibiydi
Arthur : Revenant... Beni baya ama baya hayal kırıklığına uğrattın nedeniyse senin cidden böyle iğrenç yerde görmeği hiç hayal etmezdim. Normalde seni zorla gardiyan yapacaktım ama vazgeçtim... Haaa... Keşke zorla götürseydim.
Revenant'tan sonra direk Lucifer'ı görür ve sırıtır resmen beklediği bir rakibi vardı da onu uzun süredir bekliyormuş gibi sırıtıyordu
Arthur : Bakıyorumda sen yeni şeytan kralı olacak adam mısın?
Lucifer korkusunu gizleyerek Arthur'a cevap vermeye hazır ve diğer yandan çatlak oluşmasına neredeyse otuz saniye kaldı
Lucifer : Amacım o değildi ama bu unvanı kabul ediyorum. Bir de Liberty'i taşıyan kişiyi öğrencin yapman büyük hataydı.
Lucifer biliyordu... Liberty öncelikle rekabet atıcağı kişiyi önce araştırır sonra ona büyük engeller koyarak üstünlüğünü sağlardı işte eğer Arthur, Jack'e daha fazla tekniğini ve saldırılarını gösterirse Liberty savaş esnadında asla araştırma yapmasına gerek duymayacaktı ama Lucifer bir kahkaha duyar ve o kahkahanın sahibi Arthur'du işte o anda anladı eğer birisi o kadar güçlüyse o verirlen tehdit ya da uyarıyı espri olarak görür ve Lucifer daha da korkmaya başlar
Lucifer (Aklında) : Hay içine! Bu manyağın bizi öldürmek için her türlü fırsatı var yani bizimle karşılaştığı anda nanosaniyeler içerisinde bizi öldürmüştü!
Arthur karnını bir koluyla kavramış resmen "gülmekten ölüyordu" Arthur sağ ve sola doğru hareket edip duruyordu ama bir anda yerinde donmuş gibi oldu karnını tutmayı kesti sağ kolunu havaya kaldırdı sonra işaret parmağıyla gökyüzünü göstermeye başlar ve şunu der :
Arthur : Son sözlerin, espriye harcamak fena fikir değilmiş.
Arthur sessiz şekilde şunu der :
Arthur (Sessizce) : Yükselen ve Alçalan Gün Batımı
Arthur'un sağ eli yani işaret parmağının biraz yukarısında hafif enerji aktarımı oluşmaya başlar resmen küçük ateş kıvılcımları uçuşuyor gibiydi, o küçük enerji aktarımıyla devasa bir alevlenme sesleri kopmaya başlar öyle bir ses ki bomba patladı sanarsın... bomba değil nükleer bomba sanarsın işte öyle bir ses patlamasıydı neyse yani gece saatleri ve resmen güneş doğmaya başlıyor gibi parlamaya başladı etraf, Lucifer, Revenant ve Hana sadece korku içerisinde izliyorlardı yani normal bir yıldızın on kat küçülmüş haliydi ama genede devasa bir boyuttaydı, etraf resmen erimeye başladı, metaller, tahtalar yayalar hatta yollar bile eriyordu yani öyle bir sıcaklık ki binalar turuncu renge börünüp hızlıca kırmızı renge börünerek eriyerek yerlere sıvı gibi döküldüler ama insanı kolaylıkla eritebilen türde sıcaklık yani şuan ki sıcaklık 2.500 derece olması lazımdı ama Zeron'un yaptığı zayıflatıcı bariyerler sayesinde 1.250 dereceye düştü ama genede bu derece etrafı gereğinden çok fazla etkiliyor çünkü bu normal yıldız için geçerli sıcaklık Arthur enerjisiyle karıştığı için derecesi 1.800 derece civarındadır. Bu arada Lucifer, Hana ve Revenant bu konuda çok az etkileniyor çünkü hızlıca enerjileriyle kendilerine çok güçlü bariyer yaptılar ne kadar enerji harcadıklarını söylersek yüzde doksan filan bariyer için harcadılar ve aralarında ki en zayıfı Hana olduğu için o daha çok etkileniyor yani yüzüne bakarsak yüzünün yarısı yok olmuş durumda yani erimiştir. Arthur bu kaosu sadece bir temel saldırıyla etrafını fena etkilenmiş durumunda ve ilk dediği şey ise :
Arthur : Yaptığınız bütün günahları ödeyin, şimdi... Gün Batımını Sal.
Arthur üstündeki normal yıldız tamamen şişmeye başladı resmen havaya uçacakmış gibi bu eritilmiş herşeyin sıvısı resmen plazma haline bürünmek için sadece bir adım kalmış gibi azalıyor. Lucifer tamda çatlağa açması için küçücük bir şey kalmıştı ama Lucifer elini gizlice çatlak oluşturmaya çalıştığını anladı Arthur ve hemen Arthur enerjisini mermi haline getirerek Lucifer'ın eline doğru fırlattı öyle bir hızla Lucifer'a gitti ki resmen ışık hızında gidiyordu işte o anda Lucifer'ın bariyerini sanki yaprakmış gibi parçaladı ve elini tamamen yok etti. Lucifer daha tepki veremeden yıldız çok ama çok yaklaşmıştı o anda Lucifer hiçbir şey yapamayacağını anladığı anda dişlerini sıkmaya başlıyordu, Hana ne tepki ne bir şey yapıyordu sadece korku vardı ve altlarında eriyen herşeyin sıvısı ayaklarını yakmaya başlıyordu ama... O küçük anlarda Revenant cebinden küre şeklinde bir şey çıkardı ve Lucifer'ın ayağının tam altına attı ve Lucifer'ın da bütün bedeni enerjiyle kaplı olduğu için küreye basar basmaz küre kırılır ve kırmızı renkte bulutlar çıkmaya başlar ancak o yıldız onları içine aldı ve etrafta ne varsa eriyerek havaya uçtu resmen tam tamına on beş tane nükleer bomba aynı noktaya atılmış gibi bir görüntüye sebep oldu bir de uzaktan bakarsan hem öyle güzel gözüküyor ki resmen hem görebileceğin en güzel mantar bulutu hem de görebileceğin en korkunç patlamaydı bir de öyle bir ses patlaması oldu ki resmen 1 milyon kilometre uzaklıkta bir devasa bir rüzgar etkisi oldu yani patlama olduğunu o kadar uzaktan anlarsın rüzgar sayesinde tabii o alanda bulunan yani 1 milyon kilometre uzaklığın içerisinde olanlar fena bir savrulma durumundaydı yani arabalar 300 kilometre hızla uçuyorlardı dışarı insanlar için ölüm vakti gelmiş gibiydi şimdi Arthur'un bulunduğu yani patlamanın olduğu yere gidecek olursak tam tamına 127.000 kilometre civarında devasa bir delik oluştu yani çukur desek dibi gözükür ama burada aşağısı hiç mi hiç gözükmüyordu eğer tepeden bakarsan sadece Arthur'un ayağından çıkan alevlerle havada süzüldüğü görülüyordu neyse Arthur'un yüzünde sadece memnun olmamış bir yüz vardı ve şunu dedi :
Arthur : Revenant, benden kalıntıyı çalmak yetmemiş gibi Zeron'un hata oluşturucu bariyerini de çalmış.
Hata Oluşturucu Bariyeri ya da Tanrısal Koruma bariyeri denilebilir. Bu bariyer tamamen yani tamamen ön gelen bütün saldırıları sıfır etkiye çeker nedeni bu evrende sistem denilen birşey var ve bu sistemi bozan birşey olursa otomatik tamir modunu aktif eder o yüzden ona Hata Oluşturucu Bariyer deniliyor. Bu bariyerler oluşturucularından sadece beş tane bulunuyor ama bazı nedenlerden dolayı iki tane kaldı çünkü Kyojin Deathclaw üç tanesini sırf Yujin'i öldürmek adına bariyer oluşturdu çünkü o da Arthur gibi birisinin hem onu durdurucağını biliyordu o yüzden Zeron'dan üç tanesini çaldı ama Revenant yüzünden tam tamına bir tane kaldı geriye işte bu durumdan dolayı İnsanlığın son kozlarından birinin beş parçasından bir tane kalmıştı ve Arthur'a geri dönecek olursak, kafasını kaşımaya başladı resmen bunu insanlığa nasıl açıklayacağını düşünüyordu ama iyi yanı şu ki o bilinmeyen adaya yakın olduğu için Arthur'un bulunduğu yer tam olarak 182.000 kilometre civarında ki herkes başka yerlere taşındılar yani bu şehir yani Ultan Şehri, tamamen bomboş bir şehre dönüştüğü için tamamen 1 milyon yerine sadece bin civarında insan hayatlarını kaybedecek.
Arthur : Acaba hızlıca Geri dönüpte birşey demesem birşey olur mu?.. Hayır direk anlarlar bunu ben yaptığımı neyse Rick ile görüşeyim bana yardımcı olur.
Arthur işte o anda dehşet bir hızla yani resmen ışınlanmış gibi kaybolur aslında o hızı koşarak öyle gözüktü. Şimdi Lucifer, Revenant ve Hana nerede oldukları şu anda bilinmiyor ama hayatta oldu kesin olarak biliniyor çünkü hayatta olmasalar Arthur çoktan kutsal tapınağa gidip duyuru yapardı ama ne yazık ki Revenant'ın çaldığı şeyler sayesinde kurutuldular. Ama nerede olduklarını söylersek
Yer : ???
Etrafta hiçbir şey yok değil herşeyin herşeyi gözüküyor resmen her yere elini deydirsen orada bulunacakmışsın gibi... burası resmen devasa bir yer yani etrafta herşey varken bunların ortasında devasa bir taştan bir küp var ve içerisinde de hiçbir şey sadece taş yani dışarısı nasıl gözüküyorsa içeriside aynen öyle sadece eşya doldurulmayı bekleyen boş bir oda gibiydi büyüklüğü ise 10 kilometre büyüklüğünde ve genişliği 100 kilometre neyse burada sadece üç şey vardı onlarda bizim hayatta kalanlarımız yani Lucifer, Hana ve Revenant vardı hepsi soluk soluğa ve çoğu yerleri yanmıştı aralarında en çok hasar gören Hana'ydı hem fiziksel hem de ruhsal yani fiziksel olarak bütün vücudu dökülecekmiş gibi ama tekniği sayesinde hayatta kalabiliyordu ve ruhsal olarak... hiç ama hiç iyi değildir. Lucifer resmen korku içerisindeydi, ölüm korkusu değildi... Aralarında ki güç farkının devasa büyüklüğü yani Lucifer on tane kalıntı özümsede onun gücünün yarısı bile etmezdi işte o kadar büyük fark vardı işte o anda anladı ya ölürsün ya da Arthur'dan kurtulmanın yolu lazımdı işte o anda kafasına vurdu yepyeni fikir ve şunu dedi ayağa kalkarak
Lucifer (Nefes Nefese) : Şu anda bulunduğumuz yer gerçekliğin dışı yani her yere gidebilir ama normalde bir saniyede değil artık otuz ya da kırk saniyede çatlak oluşturabilir bir de Revenant...
Revenant soluk soluğayken Lucifer'a baktı ve Lucifer elini uzatır çünkü Revenant'ın ayağa kalmasına yardım etmek amacında vr şunu der :
Lucifer (Yorgun) : O şeyi nereden buluduğunu bilmiyorum ama kalçamızı kurtardın...
Revenant, Lucifer'ın destek teklifini kabul edip elini tutar ve ayağa kalkar ve Revenant yorgun iken şunu der :
Revenant : Bir şeu değil ama gördüğün üzere şu anda senin kurduğun plan tamamen imkansız durumda.
Lucifer, üstündeki tozu sirkmeye başlar ve yavaş yavaş yürümeye başlar
Lucifer : Merak etme, yeni planım var birazdan açıklarım ama bu aptal kadın daha kendini bile toplayamıyor. Kalk seni pislik şey! Senin yüzünden neredeyse plazmaya dönüşüyorduk!
Lucifer, Hana'ya tekmeler geçirir ama Hana bu tekmeleri pek umursamıyordu yani öyle bir travma olmuşki tamamen hareketsiz kalmış durumda ve Hana'nın düşüncesi şuydu :
Hana (Aklında) : Onunla tekrar... Karşılaşmak... İs-İs-İstemiyorum... Eğer yine karşılaşırsam beni da-daha fazla ya-yakar... Sırf bi-bir ka-kadın için be-be-beni...
Hana tamamen ruhsal olarak parçalanma durumuna gelmişti ve Lucifer bunu pek umursamıyor sadece yıllardır kurduğu plan sadece Arthur ile sadece bir kez karşılaşmasıyla parçalandı o yüzden daha büyük plan oluşturdu ve kurduğu planın ismi "Varlıksız"
