Cherreads

Chapter 6 - Manayı Anla ve Kullan

Kılıç eğitimim tam 2 yıl sürdü ve kılıç ruhumla anlaşmak en az Cadeon ağabeyimin dediği kadar zordu. Kılıç ruhumla arkadaş gibi konuşmaya çalışsamda o asla tavrını bozmadı ve hep resmi konuştu. Bunu Cadeon'a anlattığımda bunun aslında çok iyi olduğunu kılıç ruhumun, bana özünden saygı duyduğunu ve bağlandığını söyledi.

Bu 2 yıl boyunca yaptığım tek şey kılıç ruhumla anlaşmak değildi, her gün Cadeon ağabeyle savaşıyordum ve her günü çiziklerle bitiriyordum -iki yaşındaki bir çocuğa çizik atacak kadar gaddar mı bu Cadeon?- 4 yaşıma geldiğimde Verblade'lerin ilk tekniğini teorik olarak öğrendim. Tekniğin adı "Sadece kesiş" idi. Cadeon'un söylediğine göre bu tekniğin en alt seviyesiydi ki en üst seviyede bir evi kolayca yok edebilirdi. Kılıç tekniklerini kullanmak için öncelikle aura ya da manaya ihtiyacım vardı, hala aurayı öğrenmediğim için manayla başladım, neyseki bunu nasıl yapacağımı biliyordum... Ya da öyle zannediyordum. Manamı ilk aktifleştirdiğimde Cadeon ağabey bana bakıp :

"Bu Manayı aktifleştirmek değil. Sadece göstermek, bu şekilde ancak üstüne uygulanan mana baskısından korunursun."

"ama kahya bana bunun mana olduğunu söyledi ve kullandığımda Lord Cauron da buna mana dedi."

"Şüphesiz bu mana, bu konuda fikrimiz bir. Fakat bu manayı kullanamazsın. İstersen dene kılıcınla bir şeylere vur ve aynı zamanda mananı sal ki mana kılıcına akın etsin ve vurduğun şeyi kessin. Tabii aura yerine mana kullanacaksan mana emici bir kılıca ihtiyacın olacak."

Ağabeyim arkasını dönüp gitti ve bende denemeye başladım fakat bir türlü başaramadım, Cadeon yaklaşık 2 saat sonra elinde bir kılıçla geldi ve bana :

"Sana hatalı olduğunu kanıtlayamayacağım değil mi?"

"ne hatası be? Biraz daha denersem yapabilirim!"

"Şuan bu taşı kesememenin iki nedeni var

Birincisi mananı aktifleştirmiyorsun ikincisi mana emici bir kılıç kullanmıyorsun. İkinci sorununu ben hallettim. Al, bu kılıç bundan sonra aurayı öğrenene kadar sana yoldaş olacak, ona iyi bak."

"Bu tamam fakat manayı nasıl anlayacağım ki? Manam bilinçaltımla bağlantılı değil mi?

Zaten bilinçaltımı biliyorum bembeyaz ucu bucağı olmayan bir boşluk. "

"Kılıcını nasıl tanıdıysan mananıda öyle anlayacaksın her savaş gücünün ruhu vardır andre."

"Anladım... Sanırım, yani mana ruhuyla konuşmamı istiyorsun değil mi?"

"Evet, andre. Onunla konuş, onunla olan bağın mana üzerindeki kontrolünü etkiler."

"mana bilinçaltıma bağlı değil miydi?"

"Bilinçaltına bağlı olan mana havuzun, mana kontrolün değil. Fakat mana kaliten beyaz olduğu için kontrolü zor olacak yani mana ruhunla zor anlaşacaksın.

"anladım, şimdi sıra denemekte."

Bilinçaltımda manayı aktifleştirdiğimi düşündüm ve kendi anatomimin şeffaf bir görüntüsünü hayal ederek mana kanallarımı gördüm. Mana ruhum mana kanallarımda geziyordu ve onu ordan çekip çıkardım :

"Napıyosun be!"

"Sen benim mana ruhum olmalısın.

"Öyleysem nolmuş? Sana itaat edeceğimi

sanma. O salak kılıç ruhu sana o kadar sadık ki yanımızda hakkında konuşmadı bile zaten, beni de onun gibi itaatkar bir ruha çevirmeyi düşünüyorsan seni manasız bırakırım. "

"Böyle bir amacım yok. Senden arkadaşım olmanı istiyorum, aramızdaki bağı kuvvetlendirmek istiyorum. Zaten kılıç ruhuna da bunları söyledim fakat o kabul etmedi, istersen ona sorabilirsin."

"Cidden mi? Bir kontrol edeyim."

"kılıç ruhunu buraya çağırmamı ister misin?"

"Bir de ben mi gidecektim yanına? Halden hiç anlamıyorsunuz. Doğduğundan beridir mana kanallarında koşuşturuyorum! Ne kadar yorulduğumu bilemezsin bile!"

"doğduğumdan beri mi? "

"Evet, biz ruhlar insanlar doğduğu anda oluşuruz ve bazı ruhlar mesela ben, durmadan çalışmak zorundadır. "

"Cidden mi? Bunu durdurmanın bir yolu yok mu?"

"Olsaydı çoktan kendim durdururdum zaten.

Hayatının sonuna kadar çalışmak zorundayım."

"hayatımın mı? O söz genelde 'hayatımın' olurdu?"

"Ruhlar bağlı olduğu ruhla birlikte ya da tek başına ölür. Delicesine bir şey denemeyeceksen kendi başıma ölmem mümkün değil. "

"Anlayamıyorum, neden sürekli çalışmak zorundasın ki? Güvende olduğum zamanlar manaya ihtiyacım olmayacak."

"Sorunda bu işte sen Verblade ailesindensin, her an tehlikedesin."

"Nasıl yani?*

"Kimse sana söylemedi ise benimde söylemeye yetkim yok demektir özellikle kılıç ruhu verblade'lere sadık bir ruh olmasına rağmen tek kelime etmediyse bildiği şeyler vardır. Özür dilerim, bu konu hakkında daha çok konuşamam."

"Verblade'ler hakkında bilmediğim şeyler mi var? Madem benim ruhuma bağlısın söylesene."

"Özür dilerim andreas, söyleyemem."

"seni söylememen için zorlayan bir şey mi var?"

"Sayılır."

"Anladım."

Konu üstünde daha çok durmamaya karar aldım, onunla arkadaş olmalıydım ki manamı kontrol edebileyim. "

"Hâlâ arkadaş olma fikrim değişmedi, ne dersin? Arkadaş olalım."

"Diğer Verblade'lerden farklı gibisin, neden bana itaat ettirmek yerine arkadaş olmaya çalışıyorsunki?"

"zorla kazanılan bir bağ, bağ değildir. Arkadaşlığın iki kişi arasındaki bağın en kuvvetli ve derini olduğunu düşünüyorum."

Mana ruhu etkilenerek

"Vay... Be sen gerçekten bir Verblade misin?"

"Hem de ana aileden bir Verblade."

"Şuanki aile reisiniz kim bilmiyorum ama bunu öğrenirse seni manadan mahrum bırakabilir biliyorsun değil mi?

"Merak etme bende eğitmenimin bir sırrı var. Oda bir sır tutabilir bence."

"Neden her şey lehine işliyor anlamadım ama cana yakın birisin Andreas seninle arkadaş olmayı kabul ediyorum. Sana asla efendim demeyeceğim ve sende bana emir veremeyeceksin ve benden bir şey istediğinde karşılığını yıllar sonra olsa da alacağım. Bu şartlara kabulsen seninle arkadaş olurum."

"Sonuncusu arkadaşlıktan çıkıp ticari ilişkiye giriyor ama... Kabulüm."

"Cidden mi? "

"Yalan söylemek için sebebim var mı?"

"Senin ruhun başka bi aileden ya da dünyadan olabilir mi? Hiç bir verblade savaş ruhlarıyla arkadaş olmaz da?"

Bir an anladı sandım fakat sonra kahkaha attı. İçime su serpildi resmen o kadar rahatladım ki bende kahkaha atmaya başladım. Daha sonra gözlerimi açıp cadeon ağabeyime döndüm ve :

"Başardım!"

"İlk denemede mi? Cidden kutsanmış yeteneğin var andre. Peki aranız nasıldı?"

"Şey... Aslında öncelikle sana söylemem gereken bir şey var."

"Buyur söyle bekliyorum."

"Bende senin bir sırrın var değil mi? Sende bir tane tutabilir misin? "

"Babamdan saklamak istediğin bir şey mi var?"

"İstek değil, zorunluluk."

"Bu sırrın ne olacağına bağlı, söyle bakalım."

"Mana ruhumla arkadaş oldum. Mana ruhum bunu babam öğrenirse beni manadam mahrum bırakabileceğini söyledi."

"Doğru söylemiş. Biz Verblade'ler savaş ruhlarımızı her zaman itaat ettiririz. Arkadaş olmayı becerebilen ilk Verblade sensin."

"Peki bunu sır olarak tutabilir misin?"

"Boşuna mı en büyük abinim sanıyorsun aramızda bir iki sırrın lafı bile olmaz!"

Rahatlamıştım, içimdeki korku yerini mutluluğa bıraktı.

"Peki ya şimdi manayı nasıl kullanacağım?"

"Mana ruhunun nasıl gözüktüğünü hatırlıyorsun değil mi? "

"evet gözleri olan beyaz, yumuşak köşeli bir küp gibiydi. Fakat neden kılıç ruhum bir kılıç şeklindeydi ki?"

"Her savaş ruhu kendi silahının şeklini alır. Fakat mana ve auranın bir silahı olmadığı için ikiside farklı şekilleri alıyor. "

"Anladım, peki nasıl büyü yapacağım?"

"Mana ruhunu elinde hayal et ve hissetmeye çalış. Daha sonra bu ruhu aklından 'Alev topu!' Diyerek alev topuna döndürüp attığını hayalet."

"tamam bir deneyeyim."

Mana ruhunu elimde hayal etmek kolaydı fakat hissetmek zordu. Bu muhtemelen mana rengimin beyaz olmasından dolayıydı ki kontrolü bu kadar zordu. Mana ruhumu elimde biraz biraz hissedebilsem de alev topuna dönüştürmeyi başardım. Gözlerimi açtığımda elimde bir alev topu vardı ve bu o kadar büyüktü ki en azından bir dev kadar vardı.

Abim şaşırarak :

"Hey Andre! Hemen iptal et şu büyüyü yoksa eğitim alanı patlayacak!"

"Nasıl iptal edeceğimi bilmiyorum ki!?"

"Alev topunun eline geri döndüğünü düşün!"

"Tamam!"

Bunu düşünürken yanlışlıkla aklımdan alev topu dedim ve elimdeki o koskocaman şey karşımdaki hedef tahtasını vurdu.

Vurur vurmaz abimi yanımda gördüm beni sırtında asılı olan pelerinin altına aldı ve bir anda zıpladı. Eğitim alanı açık bir alandı ve Cadeon beni sadece zıplayarak ana aile evinin çatısına kadar götürmüştü. Tüm eğitim alanı patladı ve öyle bir şok dalgası yarattı ki ana aile evinin camları dahil tüm camlar patladı. Ardından babam ve kahyayı koşarak dışarı çıkarken gördüm arkalarından annem ve abim kadeor da geldi. Cadeon abim beni aşağıya indirdi ve babamın karşısına geçti :

"Cadeon, noluyor?"

"Baba... Eğitmen olarak hepsi benim hatam. Lütfen Andreye kızma."

"Sana ne olduğunu sordum! Kime ne ceza vereceğimi sana mı soracağım? Yerini bil Cadeon!"

Araya girmeye karar verdim :

"Özür dilerim fakat kendimi açıklayabilir miyim? Sonuçta hepsini ben yaptım."

Babam şaşırdı

"Sen mi? Bu dev patlamayı nasıl yaptın Andreas! Çabuk cevap ver!"

"Cadeon ağabeyim bana manayı öğretiyordu ve büyü kullanmayı denemek istedim. Bana alev topu oluşturup atmayı öğretti. Bunu denerken alev topunu aşırı büyük oluşturdum sanırım sizin boyunuzdan daha büyüktü.

Cadeon ağabeyim araya girdi ve babamın karşısına geçerek :

"Ona büyü ruhunu öğretmemiştim bile, sadece manasını aktifleştirerek büyü kullanabildi."

" Sadece manasını aktifleştirerek mi!?"

Arkasındaki kaedor korkmuşa benziyordu neden korktuğunu anlamadım fakat onun yanındaki annem ise sinsi sinsi gülüyordu.

Ardından Cadeon abime dönüp :

"Büyü kullanmak için büyü ruhumu gerekiyor?"

"Evet, Andre. Büyü ruhları genelde asa şeklinde olur ve büyünün kalitesini belirler."

Fakat sen... Sen bir...

Babam abimin sözünü kesti ve :

"Bir yapışık ruhlu."

"Evet, yapışık ruhlusun andre "

Ortam ne kadar gergin olsa da sormak zorundaydım :

"Yapışık ruhlu da ne?

"kılıç ruhu ile aura ruhu arasında olur ya da suikastçilik ruhu ile zehir ruhunda fakat seninki tarih boyunca sadece bir kaç kişide görülmüş bir şey mana ruhun ile büyü ruhun birleşik. Bu kişilere yapışık ruhlu denir. Kontrol etmen gereken ruhların sayısı azaldı.

"Tek avantajı bu mu?"

"Hayır, Andre. Büyünün nasıl yapıldığını teoride biliyorsun değil mi?"

"Evet insanlar manalarını kullanarak büyüleri başka bir alemden bu dünyaya çağırırlar."

"Çağırmalarının nedeni büyü ruhudur. Büyü ruhu ile aran ne kadar iyiyse bir büyü için o kadaz az mana harcarsın. Fakat sen bir yapışık ruhlusun, işler burda değişiyor."

"Nasıl yani?"

"Mana ve Büyü ruhu yapışık olan kişiler büyülerini çağırmaz. Kendileri oluşturur. Buda büyünün gücünün ve kullanacağı mananın bir sınırı olmadığı anlamına geliyor."

"Yani kontrol etmesi daha zor çünkü kullanacağım mana miktarını kendim belirlemem gerekiyor, değil mi?"

"Hızlı kavrıyorsun, aynen dediğin gibi."

"Fakat büyüm diğer herkesin büyüsünden güçlü olabilecek?"

"Evet, andre. Kutsanmış bir yeteneğin daha var."

Babam araya sinirli bir şekilde girdi :

"Bu imkansız! Sen bir VERBLADE'SİN!

Nasıl olurda yapışık ruhluluğun büyü ve mana olur!?

Abim cadeon babama "Öncelikle sakin ol, baba. Andre'nin mana ve büyü yapışık ruhlu olması bir Verblade olmadığını ifade etmez. Kılıç ruhu her Verblade gibi ona da resmi konuşuyor ve özünden saygı duyuyor." Ardından kızgın bir şekilde ve bir yandan da aurasını salarak.

"Küçücük bir çocuğu sadece mana ve büyü ruhu yapışık diye aileden atmayı veya öldürmeyi düşünmüyorsun değil mi? Hem de ona Verblade'in geleceği demişken!"

Babam, abimin aurasını bastırarak.

"Ne zamandan beri kararlarıma karışmaya cüret ediyorsun Cadeon! Önümden çekil!"

Sadece tek bir el hareketiyle abimi Verblade evinin dışına kadar fırlatmıştı. Ona neden katliam deniyor o zaman anladım, yarı tanrı olmasıda gerçekti galiba. Babam bana doğru aurasını bastırmadan yürümeye devam etti. Etraftaki aura boğulmama yetiyordu ki Kaedor ağabeyim araya girdi. Korkarakta olsa.

"Baba! Dur! O daha bir çocuk! Ne yaptığını sanıyorsun!?"

Babam bir canavar edasıyla sinirden ağzından neredeyse salyalar akacakken

"Kaedor. Sadece kalem ve defter tut. Yoksa tutacağın kılıç seni kesecek! Sen Verblade'lerin ilk yüzkarasısın ve bu da ikincisi"

Aurasını daha çok arttırdı ve Kaedor bayıldı. Annem kaedor'a doğru koştu ve cadeon ağabeyimin aurasını hissettim. Dumanlardan gözüken uzun bir saç ve cehennemden daha korkutucu olan gözler. Geldiği taraftan kılıç çekme sesi geldi ve daha ne olduğunu anlamadan babama saldırdı.

"Ona dokunmana izin veremem!"

Babam kılıcıyla karşılık verse de bunun gerekli olmadığı belliydi.

"Cidden benimle savaşabileceğini mi sanıyorsun Cadeon? Hem de bu derece kılıç ustalığıyla?"

"Kılıç ustalığımla seni yenemeyeceğimi biliyorum fakat senin bile başaramadığın Verblade tekniğini öğrendim!"

Babam şaşırdı ve yüzündeki canavar ifadesi kayboldu yerini şaşkınlık, gurur ve korkunun karıştığı iğrenç bir hüz ifadesi aldı.

"Cadeon, bunu kullanırsan sağ kalacağına inanma!"

Babamın çıktığı kapıdan en büyük ablam Kaera Van Verblade bir zırh ve kendisi kadar büyük bir kılıç taşıyarak çıktı. Anında babama saldırdı. Aurası en az babam kadar güçlüydü fakat kılıç ustalığında o da dezavantajlı durumdaydı.

Babam sağ eliyle Cadeonu engellerken sol eliyle kaerayı engelliyordu, abimi ve ablamı geçebilse beni cidden öldürecek gibiydi. Ablam ve abim aynı anda "Verblade özel tekniği no 4 Kilitleyen kesiş!"i Kullandı. 4. Tekniği ilk defa gözlerimle görüyordum. Babamın sağ ve sol omzuna birer kazık saplandı bu kazıklar. Demirden bir odaya bağlıydı ve yavaş yavaş o odaya çekiliyordu. İçeri doğru kapanmadan önce baktığımda içerde en az 1000 tane bıçağın babamı en küçük hareketinde kesebilecek kadar dar konumlandırılmış olduğunu gördüm.

Ablam abime dönüp

"Onu al ve burdan git Cadeon. Babamı ben sakinleştiririm."

"Bu imkansız abla, babamı benden iyi biliyorsun, andreyi kaçırsam bile tüm kıtayı sadece bizi bulmak için ikiye bölebilir ve bunu yaptığında ne sen ne ben ne de andre hayatta oluruz! Kaçamayız. Ona ya burda kabullendireceğiz ya da ölümüne savaşacağız!"

"Haklısın! O zaman deneyelim!"

Ardından kafes daha açılmadan erimeye başladı. Babamın aurasının çok baskın olduğunu hissettim. Kahya bile zorlanmaya başlamıştı, ablam zırhla zor dururken abimin hala duruşunu koruyabildiğini farkettim. Muhtemelen babamla o kadar antreman yapmış ki aurası ona etki etmiyordu.

Asıl garip olan şey babamın aurasının bana baskı kurmaması. Ya ben auraya karşı dirençliydim ki babamın aurası karşısında bu imkansız ya da babam aurasını bilerek bana yönlendirmemeye çalışıyordu.

Kafes eridi ve babam içinden çıktı. Ablam solda abim sağda babam ise tam karşılarındaydı.

Üçüde kılıcını tuttu ve aurasını aktifleştirdi, tabii ki babamın aurası ağır basıyordu. Abim ve ablam kombinasyonlu saldırarak babamı tutabiliyorlardı fakat babam her saniye bana daha çok yaklaşıyordu. En sonunda aramızda sadece 20 adımlık bir mesefa kalmıştı. Bundan kaçmanın mümkün olmayacağını anladım. Bir anda bağırarak

"Bırakın, konuşalım." Dedim.

Abim ve ablam aynı anda "Andre! Kaç!" Diye bağırdı. Babam bu bağırışın üstüne

"Kaçmanın lüzmu yok evlat, seni ölsemde bulurum."

"Bunu zaten biliyorum, baba. Beni öldüreceksen durma, öldür. Fakat beni öldürmeyeceksen oturup konuşalım. Ayrıca abim ve ablamla savaşmayı bırak."

"Ağzın iyi laf yapıyor çocuk fakat sen bir Verblade olamazsın!"

Diye bağırdı.

Aniden o koskoca kılıcını bana doğru savurdu. Cadeon abimin bana verdiği mana emici kılıcı çekip refleks olarak içine mana aktardım. Aktardığım mana sayesinde babamın kılıcını durdurabildim. Herkes şaşkınlıkla bana bakıyor özellikle babam elinden kılıcı düşürmüş ve iki dizinin üstüne çöküp yere bakıyordu.

"Ben... Ne yaptım böyle? Kendi oğlumu öldürmeye mi çalıştım?"

Cadeon abim sinirli bir şekilde

"Senin kadar gerizekalı bir baba görmedim! Aileyi yönetmeyi bırak kendin yok edeceksen kendine nasıl aile reisi diyebilirsin!"

Herkes bu sözler karşısında şaştı kaldı. Ardından annem çıkıp abime bir tokat attı.

"Bu kadarı yeter, Cadeon! Babana karşı nasıl böyle konuşursun! Andreyi odasına bırak ve hemen odana git!"

Ablam annemi onayladı ve abime gitmesini söyledi.

Abim beni alıp eve girdi benimle odama kadar gelip içeri girdi. Bir koltuğa oturdu ve aramızda bir konuşma başlattı :

"Korkuyor musun andre?"

"Evet, hem de çok. Babam neden beni öldürmek istedi ki?"

"Sana bunu söylemenin zamanı geldi. Verblade lanetini."

"Verblade laneti mi? O da ne öyle?"

"Her jenerasyon Verblade aile reisleri bazen akıllarını kaybeder nedensizce gördüğü her şeye sinirlenir ve öldürmeye çalışır. Neyse ki sadece aile reisinde oluyor. Korkma andre, senin için her zaman sırtını yaslayabileceğin bir abi olarak burda olacağım. "

"Söz mü?"

"Verblade sözü."

"Peki babam ne olacak?"

"Onu ablam ve annem sakinleştirir.

"Anladım... Peki sıradaki eğitimim ne olacak?"

"Bende bunun hakkında konuşmak istiyordum Andre. Eğitimin 1 yıl kısalacak. Planımızı yapışık ruhlu olduğun için değiştirmek zorundayız. Eğitiminin bitmesime 7 yıl kaldı bu 7 yılın 2 senesinde yapışık ruhluların manayı nasıl kontrol ettiğini öğreneceksin, daha sonraki 2 yılda aura öğrenip 3 sene boyunca Verblade aile tekniklerine çalışacaksın. Büyü eğitimi aslında Verblade ailesi içinde yoktur fakat sana bir büyü öğrettim, öğrenmek istersen bana gel, sana nereye gideceğini söylerim."

"Eğitimimin kısalması beni mutlu etti aslında 11. Yaş günümden 1 hafta sonra bitecek. Fakat büyü öğrenmek neden Verblade ailesinde yasak ki?"

" Bu Verblade tarihiyle alakalı bir konu. Bunu sana daha sonra anlatırım."

More Chapters