Cherreads

Chapter 3 - ARAMIZDAKİ BUNLARI ERİTME VAKTİ

Eve geldiğimizde motoru benim için indirip garaja koydu garajı kapatıp merdivenlerden yukarı çıktık arkamdan yavru kurt geldi kulaklarını sevip ikisininde içeriye geçmesine izin verdim kurt direkt mutfağa gitti peşinden gidip raftakı kuru mamayı kabına doldurup salona geçtim jeon'un çaprazında duran koltuğa oturdum. "evin güzelmiş" "sayılır pek istediğim gibi yapamadım maalesef vaktim yoktu" dediğimde biraz gülümsedim. "böyle teknolojik bir ev için aslında gayet iyi dizayn etmişsin" dediğinde sessiz kaldım "içicek bir şeyler istermisin?" "neleriniz var bayan" diyip yüzüne güzel bir sırıtma yerleştirdi "ne istersiniz bayım her şey mevcut sütten içkiye kadar" diyip kıkırdadı.

"bir hanımefendinin evinde baş başa içki içmek pek yakışık almaz. Kahve içe biliriz" dedi ve arkasına yaslanıp gülümsedi kalkıp 2 fincan kahve ile geri döndüm birini ona verip ondan biraz uzak kalıcak şekilde yanına oturdum. "anlat bakalım sorununu" dedi biraz yüzüm düştü nerden başlamam gerekiyor bilmiyordum "nerden başlıyım?" "doğduğun andan" dedi güzel bir gülümsemeyle "o zaman benim için biraz peçete bulundur yanında" diyip ufak bir kahkaha attım ve anlatmaya başladım.

"aslında annemle babamın güzel bir evliliği vardı istedikleri gibi bir bebek getirmişlerdi dünyaya. 1 yaşıma girdiğimde konuşmaya başlamışım annem öyle derdi ama öyle 1-2 kelime ile değil düzgün cümleler kurarak. Sonra ben büyüdüm okul çağına geldim babam o zamanlar doktor annemde avukattı okul çağım güzel geçerdi hiç tartışmadılar. Ortaokulda birinden hoşlandım anneme anlattım o sevindi o yüzden babamada anlattım ama o pek sevinmedi bu işe o yüzden ilk tokatımı 12 yaşımda yedim. Sonra okulumu değiştirdiler derslerim tekrar yükselmişti gereğinden fazla asosyal bir çocuktum." Dediğimde araya girdi "hala öylesin kimseyi umursamıyorsun bu cidden güzel bir şey" dediğinde parlayan gözlerimle ona bakıp devam ettim "arkadaş edinmeye çalıştım hep dışlandım çünkü onlara göre gereğinden fazla zekiydim o zamanlar da bunun için bir tokat yedim babamın istediği kadar iyi değilmişim o zamanlar sonra lise. 14 yaşımda bir tane sevgilim oldu annemlerden çok iyi sakladım 6. Ayımızdayken onunla buluşmak için evden çıktım. O zaman gerçek bir hata yapmıştım babam beni takip etmiş o çocukla buluştuğumu gördüğünde yanıma geldi çocuğu tehdit etti ona bağırdığım için sokak ortasında bir tokat daha yedim. Eve gittiğimizde tabi saçlarımdan sürükledi beni öldüresiye dövdü annemde karışmadı sonra… saçlarımı yoldu benimle işini bitirdiğinde cloe ozuna gibi bir haldeydim" diyip bacağımı diz kapağıma karar açtım diz kapağımı gösterip "bu iz o zamandan kaldı derimi yırtıp diz kapağımı kırdı zar zor hastaneye gittim 1 ayda okula gidemedim" diyip geri kapattım kahvesini yudumlarken dikkatlice dinliyordu bende fincanımdan bir yudum alıp devam ettim.

"okula dönmeden önce saçlarımı kazıtmak zorunda kaldım uzun bir süre peruk kullandım. 15 yaşımda bu yaşadıklarımın bir fragman olduğunu öğrendim annem babamı aldatmıştı sebebi ise annemede şiddet uyguluyor olmasıydı. Bir gün annem evi terk etmek için valizini hazırlarken gitmemesi için ağlıyordum beni orda bırakıp gidicekti. Bir anda babam elinde büyük bir bıçakla odaya daldı annemi saçından tutup kafasını kanayana kadar duvara vurdu… annem kanlar içinde yere yığıldı tekrar saçlarından tutup yatağa attı ve kalbine 6 kere bıçak sapladı sonra onu soyup derisini katmanlar halinde yoydu." Bir an ürperip kollarımı etrafıma sardım duyduklarına karşı jeon yüzünü buruşturmuştu

"elini vücudunun içine sokup kalbini yerinden kopardı ve önüme attım korkarak ağlıyordum bir anda kilitlenmiştim ne yapıcağımı bilmiyordum. O ise durmak bilmiyordu bıçağı her yerine sokup çıkarıyordu her halde 63 kere falan darbe aldı sonra boynunun etrafından küçük çizikler atıp kafasını kopardı bedeninden ayrılmış kafayı saçlarından tuttu deli gibi görünüyordu ve o deli bakışları ile üstüme yürüdü. Kafayı elinde tutup bana sallayarak kahkaha attı ve "sende mi böyle olmak istiyorsun" dedi. O sırada polisler geldi babamı tutukladılar beni alıp karakola götürdüler su verip sırtımı sıvazladı bir kadın polis işe yaramadı bir dedektif geldi güzel bir kadındı benimle sakin sakin konuşarak ifademi aldı sonra beni yetim haneye teslim etti ertesi gün sabahtan gelip beni aldı avm'ye gittik benim iççin birkaç şey aldı. Sonra lunaparka götürdü ilk ve son kez o zaman gittim oraya 1 yıl boyunca orda kaldım eğitimime orda devam ettim kadın dedektif ara ara gelip beni kontrol ediyordu mutluydum bunun için bir gün geldiğinde bana tatlı bir tavşan peluş getirdi" jeon pür dikkat beni dinlerken ayağa kalkıp odama gittim yatağımın yanında her zaman lambamın yanında duran peluş tavşanı alıp aşağıya indim.

Peluşu ona verdim "bunu verdi ve dedi ki "benim iş için buradan ayrılmam gerekiyor ama bu peluş seninla kalıcak korktuğun, üzüldüğün, birine ihtiyaç duyduğun zaman bu peluşa sarıl arkasına senin için bir bölme yaptım istersen kağıtlara sırlarını yaz içine at ya da saklamak istediğin bir şey olursa içine koy" dediğini yaptım. Açarsan baya kağıt görürsün o yıl ben o yuvadan ayrıldım babam çıkmıştı onu affetmiştim onun için her şeyi yaptım notlarımı yüksek tutup sosyalleştim ama ona rağmen dayak yedim hatta tacize uğradım ünüversiteye ilk başladığımda beni evden kovdu. Kendime bir ev tuttum o sıralar mentalden dolayı olsa gerek okuldaki çoğu erkekle en fazla 3 kere beraber oldum." Sustum ne diceğini merak ettim "başka?" diye sordu devam etmemi istedi "sonra işte 3. Yılımı bitirip teşkilata katıldım ve işte buradayım babam bu gün aradığında beni kovdurttuğunu söyledi hayalimi yıkmıştı" diyip sustum ona konuşması için fırsat tanıdım.

"yani o pislik baban yüzünden artık bakire bile değilsin" yüzü düşmüştü biraz gülmek adına "ne o yoksa ilkimi mi almak istiyordun" diyip kahkaha attım gözleri evet diyordu "boş ver orasını bu gün şef geldi artık senin soruşturmadan ayrıldığını söyledi telefon sinyalinden yerini buldum sen arabada uyurken şefi aradım işe geri dönmen için ikna ettim" bu dediğine acayip mutlu olduğum için nasıl tepki vericeğimi bilemediğim boynuna atlayıp sarıldım ani hareketimden dolayı dengesini sağlayamayıp arkaya düştü.

Biraz şaşırıp ellerini belime sardı ondan ayrılıp teşekkür ettim "sabah 6 gibi gelip seni alırım bende kahvaltı yapar geçeriz" diyip ayağa kalktı kapıya kadar onunla gittim "bu gün için teşekkür ederim" "rica ederim senin birazda olsa güldüğünü görmek için bile herkes dağları yakar" biraz gülümseyip kapıdan çıkmasına izin verdim "geç yat uyu dosyalara gömülme dinlen" "tamam dikkatli sür" dedim gülümseyip ayrıldı kapıyı kapatıp salona geçtim fincanları makineye koyup çalıştırdım odama çıkıp duşa girdim baya bir rahatlamıştım o yüzden bornozla yorganın altına girip uyudum.

Sabah telefonumun zangır zangır çalması ile uyandım bakmadan açtım.

"alo"

"hala uyuyormusun?"

"hm"

"kapıyı aç anlarsın"

Hiçbir şey sorgulamadan aşağı inip kapıyı açtım gözlerimi hala açamıyordum kapıyı açtığımda jeon ellerini cebine sokmuş etrafa bakınıyordu birden kahkaha koparınca gözlerimi ovdum çok acıyordu. "neye gülüyorsun be aptal yeni uyandım" diyip geri çekildim içeri geçerken saçlarımı karıştırdı. Deve ne olucak ki yukarı çıkıp yüzümü yıkadım sonra gri tonlarında okul eteği ve üstüne açık yaka beyaz bir kazak giydim küçük siyah deri çantamı alıp aşağıya indim. Ayağa kalkmış ormana bakan boydan boya cam duvarın önünde etrafa bakıyordu benim geldiğimi fark etmesi uzun sürmedi bana karşı sunduğu gülümseme ile önden yürüdü arkasından bende evden çıkıp yolcu koltuğuna yerleştim.

Toprak yoldan yine hızlı bir kalkış yaptı. Ofise geçip çantamı koltuğun kenarına fırlattım sandalyeye oturup çekmeceden dosyaları çıkarttım masanın üstüne sererken jeon yanıma geldi masanın üstüne oturup beni yine süzdü. "akşam iyi uyudunmu" kafamı kaldırmadan hafifçe evet anlamında kafamı salladım dosya çok karışıktı gözden kaçırdığım ne ola bilirdi ki?

"üşümüyormusun?" kafamı kaldırıp ona baktım ve kafamı hafif yana yatırdım "hangi konuda?" kıkırdadı ve işaret parmağı ile beni göstererek aşağı yukarı hareket ettirdi "kışa giriyoruz ve sen hala etekle geziyorsun" bacağımın üstünden çorabı çekiştirdim "kalın bu" dediğimde gözleri şaşkınca açıldı. "o çorapmı ben onu kendi bacakların sanıyordum" kıkırdayıp dosyalara döndüm.

Uzun bir süre dosyaların içinde çalışmıştık ara ara benim için kahve almaya gitti bu süreçte 2 paket sigarayı bitirdim. Yorgunluktan arkama yaslanıp gerildim "belki dedektif olmak için fazla dikkatsizimdir" dediğimde kafasını kağıttan kaldırıp bana yargılarcasına baktı. "nerden çıktı bu?" kafamı arkama yaslayıp gözlerimi kapattım "4 ay geçti resmen ve ben hala katilin kızmı erkekmi olduğunu çözemedim bile bunu çözsem her şeyi daha kolay bulucam" "kendin diyorsun işte adamın kim olduğunu bulmasan bile cinsiyeti ile her şeyi bulucaksın" yüzümde hafif bir gülümseme belirdi ayağa kalkıp çantamı aldım.

"kalk okula gidiyoruz" dediğimde sırıtıp ayağa kalktı biraz üstüme doğru eğildi. "yoksa hanımefendi ünüversiteyi 3 yılda bitirdiği için pişman olup tekrar mı kayıt açtırmaya gidiyor" yüzüne biraz yaklaşıp "söz katili ya da katilleri bulduktan sonra 6 yıl hukuk okuyacağım" diyip önden çıktım arkadan gelip arabada yerini aldı. Bir 25 dakika sonra okula giriş yaptık otoparka arabayı bıraktı hemen inip etrafa baktım sonra bir adım arkamdan gelerek öğrenci işleri bölümüne gittik. Tüm öğencilerin dökümanlarını aldım elimde kalın birkaç dosya vardı ki birazını jeon'a verdim hepsini arabanın arkasına bırakıp kapıyı kilitledi. Kafetaryaya girdiğimizde tüm öğrencilerin gözleri üstümüzdeydi.

"kahve alıcam başka bir şey istermisin?"dedi sadece salata istedim o sırada Stella yanıma geldi "dedektif telefonumu ne zaman ala bilirim bana verdiğin telefon 2 gündür çalışmıyor" diyip elindeki telefonu havada salladı elinden alıp açtım gayette çalışıyordu onu aradım ama telefon meşgule düştü. "yine telefonunu kime verdin" dediğimde kimseye vermediğini söyledi çantamdan bir tane daha telefon uzattım en azından akıllı biriyim ki iş ve özel hayat ile ilgili telefonlarım ayrıydı böyle bir şey yaşıcağımı tahmin edip onun için bir tane daha telefon aldım. "haha yine bozuk bir telefonmu veriyordun" dedi bazen cidden ünüversiteyi bıraktığım için mutlu oluyordum bana verdiği telefonu çantama koydum o sırada jeon geldi çantamı koluna asıp ellerimi göğsümde kavuşturdum.

"ne istiyorsun" dedim otoriter sesimle "sen işini iyi yapamayan aptalın tekisin daha ne bekiyorsun hani işinde iyiydin aptal noldu he yoksa katil senmisin" diye bağırdı derin bir nefes aldım "katil olsaydım her hangi bir ünüversite öğrencisini öldürmezdim" dediğimde üstüme biraz daha geldi parmağını tehtid etmek için kaldırdığında elini tutup arkasında birleştirip masaya yasladım onu. Tüm herkesin duya biliceği şekilde konuştum "dedektifler olarak cidden elimizden gelen her şeyi yapıyoruz çocuklar emin olun ki sizin hayatınız için uykusuz geceler geçirdik şu an kaçıncı kahveyi içip stresten günün kaçıncı sigarasını yakıyoruz bilmiyorum. Sizden istediğimiz şey ifadelerde hiçbir şey saklamamanız ve bizim üstümüze gelmemeniz biliyoruz korkuyorsunuz ama elimizden geleni yapyoruz" dedim.

Stellayı bırakıp jeon dan çantamı kahve bardağını ve salatayı alıp önden çıktım. Sakinleşmek adına kahveden bir yudum aldım arabaya bindiğimde biraz olsun güvende hissettim. "bir an beni şaşırttın" dedi sakin bir sesle ön camdan geçenlere bakıyordu. "bazen ünüversiteyi bıraktığım için seviniyorum" dedim. "ama bazen hepsi canımı sıkıyor özelliklede Stella bir şeyler saklıyor" dedim elini bacağımdaki elimin üstüne koyup okşadı "sen benim gördüğüm en iyi dedektifsin anabel ve kimsenin bulamıcağı şeyleri fark ettin sen onların hayatı için uzun süre uykusuz kaldın o yüzden başın çok ağrıdı gereğinden fazla sigara ve kahve tükettin o yüzden yemek düzenin bozuldu emin ol çok az kaldı" dedi elini çekip arabayı çalıştırdı "ye şu salatayı" dediğinde kapağını açmıştım bile yavaş yavaş yemeye koyuldum en sonunda büroya gelmiştik bile elimdekileri iç içe koyup arabadan indim ve çantamı koluma taktım.

O daraltıcı ofise yine gittik 4 saatin ardından nihayet vardiyemiz bitti jeon ile dışarı çıktık "bir yerlere oturup nefesmi alsak?" diye çıkıştım kabul etti yakınlardaki bir kafeye geçip oturduk kahveden bunalmıştım artık başka birşeyin tadını almak istiyordum. Bir tane tatlı söyledim paketten bir tane sigara çıkarıp yaktım "sen sigara içmiyormusun?" dedim ona "içiyorum ama elimden geldiği kadar azaltmaya çalışıyorum"

"sigara içen birine göre gayet sağlıklı duruyorsun"

"senin kadar değil"

"spor yapıyorsun o zaman"

"evet ama 1 aydır aksatmak durumunda kaldım"

"2-3 gündürde ben aksatıyorum" diyip içime bir duman daha çektim başım yine çok ağrıyordu. Sorduğu soru ile bir an dumandan boğulucak gibi hissettim

"neden sevgilin yok?"

"akşam anlattım ya o çocuktan sonra uğraşmadım"

"peki biri gelip sana teklif etse kabul edermisin?"

"eğer çocuk yakışıklı ve kaslıysa üstüne birde bana ilişkide emir yağdırmaz halimden anlarsa ve ilişkiyi benim yönetmeme izin verirse bir ihtimal evet"

"seni arkadaşlarımla tanıştırmalıyım" derken sağ elinin üstünden deriyle oynarken bir anda derisini soydu. Korktum ilk başta ama onun elindeki dövmeleri kapatmak için olduğunu fark ettim.

"dövmelerini neden kapatıyorsun?"

"biliyorsun ki bu iş için ciddi hasar olmadığı sürece vücudundaki kalıcı yaraları ve dövmeleri kapatmak zorundasın" dedi ve üstündeki deri ceketi çıkartıp kısa kollu tişörtünü omzuna kadar sıyırdı ve bir katman kapatıcı sıyırdı.

"güzel dövmeler"

"birde şuna bak" diyip kulağının arkasındaki 7 dövmesini gösterdi bu çok güzeldi. "onu yaptırırken hiç acı çekmedinmi?" diye sordum gülümsedi "pek fazla çekmedim ama onu yaptırmak zorundaydım"

"neden?"

"arkadaşlarımızla anlaşıp 7'imizde bu 7 dövmesini istediğimiz yere yaptırıcaktık hatta bu benim ilk dövmem"

"hmm bende yaptırmak istiyorum aslında ama o acıya katlana bilirmiyim bilmiyorum"

Tatlımı önüme çekip yemeye başladım o ise gülümseyerek beni izliyordu. "benim tanıdığım bir dövmeci var aslında vücudunu uyuşturarak yapıyor acı çekmiyorsun" dedi gözlerimi ona çevirip ağzımdakini yuttum "bir ara beni götür" dedim ben tatlıyı yerken küllüğe bıraktığım yarım sigaraya uzanıp dişlerinin arasına sıkıştırıp yaktı. Onu ilk defa sigara içerken gördüğüm için hayliyle şaşırdım ben tatlımı çoktan bitirmiş 1 şişe suyu kafama diktim sigarayı söndürüp ayağa kalktı. Hesabı ödeyip yanıma geldi çantamı eline alıp bir şey demeden yürümeye başladı peşinden gidip çantamı almaya almaya çalıştım dışarı çıktığında önüne geçip onu durdurdum "çantamı ver" dediğimde eline uzandım ama o kolunu yukarı kaldırdı zaten uzundu almaya çalışırken zıpladım.

"biraz süt içte büyü" dediğinde ayağına tekme attım etkilenmedi bile ama yinede kolunu indirip çantamı verdi alıp önden arabaya gittim. Yanıma oturup paketten bir sigar çekip yaktı kendi camını biraz aralayıp yola çıktı. "arkadaşların nerde?" "farklı bir ülkede dava bitince seni tanıştırmak için götürücem" dedi sessiz kaldım ama aklımdaki soruları sormam gerekiyordu "neden buraya davet etmiyorsun?"

"evimde onlar için yer yok özelliklede en kısalarına"

"nasıl yani"

"sana onlardan bahsetmem lazım evet ama onlarla tanıştırsam daha rahat anlarsın"

"hmm"

"hı hı"

"içinizde bir senmi dedektifsin?"

"benden sonra dedektif olan varsa bilemem"

Uykum gelmeye başlamıştı kafamı cama yasladım hava yavaştan kararıyordu başımda ağrıyordu yolu seyrederken uyuya kalmışım. Gözlerimi yavaşça araladığımda birinin kucağındaydım ama geri uyuya kalmıştım gereğinden fazla yorulduğumda hep uyanmak istediğimde geri uyuyordum. Bu sefer gerçekten uyanmıştım ama neredeydim ben? Yattığım yerde doğrulup oturdum etrafıma baktım büyük bir odadaydım odanın bir duvarı tamamen camla çevriliydi ama dışarısı karanlıktı gözlerimi etrafta gezdirdim bir çalışma masasının üstünde o yuvarlak cam tahta tabanlı gece lambası vardı onun ışığı odayı aydınlatıyordu.

Etrafımı biraz daha inceledim yatak başlığının yaslandığı duvar tahta kirişler ile doluydu diğer duvarda büyük tablolar vardı genel olarak doğa resimleriydi ve elle çizilmişti yerde ters çevrilmiş bir tane tuval vardı ama bakmak istemedim. Bacaklarıma baktım altımda jeon'un deri ceketi ürstünde de ince bir örtü vardı onun odasımı yoksa burası? Ayağa kalkıp kapıdan çıktım aşağıya doğru bir tane merdiven uzanıyordu her adımda merdivenin ışığı yanıyordu.

Aşağısı dahada genişti benim evimden bile genişti orta kısımda u şeklinde koltuk ve şöminenin üstünde büyük ekran televizyon vardı. Ve yine bir duvar tamamen camdı onun yanındaki duvarda ise uzun raflar vardı orda içkiler vardı tavan yüksekti etrafta hali göremedim salona doğru yürüdüm jeon'u koltukta görünce yanına gittim telefonu ile ilgileniyordu. Oturdum "uyanmışsın" dedi gülümseyerek.

"neden burdayım?" dedim hem olayı anlamaya çalışıyordum hem de evi inceliyordum "arabada yorgunluktan olsa gerek uyuya kaldın seni evine götürdüm ama kapının şifresini açamadım sonra seni buraya getirdim koltukta öylece uyuyup bir yerlerinin tutulmasına gerek yoktu" dedi çok ama çok yumuşak bir tonda bir şey demedim hala uyanamamış gibi hissediyordum.

"eve alışamadın galiba istersen seni eve bırakıyım"

"iyi olur… çantam nerde bu arada?" dediğimde ayağa kalktı bakışlarıyla peşinden gitmemi söylüyordu gittim bir dolaptan ayakkabılarımı çıkartıp önüme bıraktı onları giydiğimde çantamı uzattı ve kapıyı benim için açtı.

Arabaya yerleşince kemerimi bağladım arabayı çalıştırıp yola çıktık evime gelmeme 5 dakika mesafe varken bir telefon geldi cevapladı "efendim… tamam geliyoruz" dedi ve kapattı arabayla boş yolda sert bir viraj alıp kasabaya doğru sürdü "noldu" dediğimde biraz sessiz kaldı "clyde Rogers saldıraya uğramış" dedi yani bu demek oluyor ki yine sabaha kadar uykusuz kalıcaz uzun bir yolun ardından en sonunda kampüsün otoparkına geldik arabadan indiğimde stella'nın bir araba önünde donmuş halde durduğuydu yanına gidip onu sarstım "clyde'ye saldırdılar sırf onu biraz yalnız bıraktık diye ona saldırdı" dedi "Stella sakin ol seni bir ekiple hastaneye yollacağım sonra gelip sizi kontrol edicem"

Bir memur yanıma geldi "bu bir intihar ola bilir" dedi Stella ona saldırmak için yeltendiğinde onu omuzlarından geri ittim jeon onu tuttu memura dönüp çenesini sıktım ve dişlerimin arasından tıslayarak konuştum "bir daha olup olmadık yerde konuşma dayak yemek istemiyorsan eğer" diyip bıraktım sonra bir ekibi yanıma çağırdım "bayan filaming ile ilgilenin hastaneye gitmesine yardımcı olun ondan önce bir yere gitmek ister ise götürün biz gelene kadarda yanından ayrılmayın" diyip jeon'u kolundan tutup biraz sürükledim olay yerine yani kampüsün doğru düzgün kullanılmayan havuzuna gittik olay yeri inceleme çoktan işe bakıyordu bile dikkatli bir şekilde etrafa bakındım "kamera kayıtlarına baktınızmı?" dedim birine bakmadıklarını söyleyince orda bulunan bilişim görevlilerinden biri bize kayıtları getirdi. Çok karanlıktı ama kameralarda gece görüşü varmıştı onu açtı bu bir erkekti ve en başından belli havuzun en köşesinde saklanıyormuştu karanlığın içinde. Bir an ürperdim ve üşüdüm bunu görünce jeon ceketini üstüme atıp kayıtlara daha dikkatli baktı clyde havuzdan çıkınca onu duvara itmiş kız korkuyla duvara dahada sinmiş bir bıçakla onun yüzüne büyük bir çizik attı bu cidden korkunçtu. "bu adam bu okuldanmı?" dedi jeon kayıda dahada dikkatli inceledim hiçbir şekilde yüzü görünmüyordu ama bu kasabadan değildi 1.86 boyunda kısa kesim saçlı bir erkekti ve adam kaydın ilerleyen vaktinde kızı parçalamakla kalmayıp fotoğrafınıda çekti kaydı durdurup telefonu incelemek için büyüttüm bu stella'ya bu gün verdiğim telefondu

"kayıtları bana yollayın" diyip arkama bakmadan dışarı çıktım hava almaya ihtiyacım vardı jeon peşimden geldi. "hastaneye gitmeliyiz Stella flaming'i iyi bir sorguya almanın zamanı geldi" diyip arabaya bindim jungkook hiçbir şey demden her yaptığıma ve her dediğimi dikkatlice inceliyordu. Kısa bir süre içinde hastaneye geldik doktorlardan clyde'nin durumunu öğrenim stella'nın yanına gittim ıvan'a sarılmış ağlıyordu. Önüne geçip dikildim bana baktı ayağa kalkıp saldırmaya çalıştı ıvan onu tutup sakinleştirmeye çalıştı "bayan Stella lütfen saygınızı koruyun hastanedesiniz biliyorum canınız çok acıdı ama bizimle karakola gelmelisiniz" dedim kız dahada tepinip bağırdı "senin yüzünden oldu bunlar eğer sen Matthew pisliğini almasaydın clyde aldatıldığını öğrenmiycekti bu kadar ağır bir depresyona girmiycek ve bu günde yalnız kalmak istemiycekti her şey senin yüzünden dedektif bunların tüm suçlusu sensin" ona biraz daha yaklaştım "bırak onu" dedim Henry bir şey demeden stella'yı bıraktı. "napıcaksin şimdi? Yumrukmu atıcaksın? Tekmeliycekmisin? Yoksa sizin güvenliğiniz adına uykusuz kaldığım günler için teşekkür mayetinde yüzüme mi tükütüceksim?"

Elini havaya kaldırıp tokat atmak için yeltendi elini tutup bir tokat attım artık sabrım taşmıştı. İki elinide tutup onu durdurmak adına kelepçeledim "şu an sadece rahat durman için bu kelepçeleri takıyorum" dedim ve onu tutup arabaya sürükledim jeon kapıyı açtı çift taraflı emniyet kemerini bağladım ve yerime oturdum. "anlatman gereken gerçekler var".

More Chapters