(Ara bölüm)
O akşam, mutfakta herkes bir aradaydı.
Tomura, masanın kenarında oturuyordu.
Annesi, önüne bir tabak koydu.
"Yine mi geç kaldın?"
"Okuldan geliyordum."
Babası, gazetesinin arkasından baktı.
Bir şey söylemedi.
Hiç söylemezdi zaten.
---
Küçük kardeşi, masanın altından onun ayağına vurdu.
Oyun oynuyordu.
Tomura, ona bakmadan, ayağını geri çekti.
"Kes şunu."
Kardeşi güldü.
Bir daha vurdu.
---
Tomura'nın içinde bir şey gerildi.
Küçük bir gerginlik.
Önemsiz bir an.
Ama o gün, okulda, bir şey olmuştu.
Biri ona bir şey söylemişti.
Kötü bir şey.
Ve o söz, hâlâ içindeydi, sindirilmemiş.
---
"Kes dedim," dedi, sesini biraz yükselterek.
Annesi ona baktı.
"Sakin ol."
"Sakinim."
Değildi.
Elleri, masanın altında, hafifçe titriyordu.
Bunu kimse görmedi.
---
Kardeşi bir kez daha vurdu.
Bu sefer gülerek değil.
Dikkatini çekmek ister gibi.
"Abi, oyna benimle."
"Hayır."
"Abiii."
"Hayır dedim!"
---
Ses, mutfakta beklenenden yüksek çıktı.
Ama asıl olan ses değildi.
Elinin altında, masa bir anlığına titredi.
Çok kısa.
Çok hafif.
Kimse fark etmeden geçebilirdi.
Ama geçmedi.
---
Işık, bir anlığına bükülmüş gibi oldu.
Tomura bunu hissetmedi bile.
Sadece, bir sonraki saniyede, her şey farklıydı.
Annesinin sesi yarıda kesildi.
Babasının gazetesi elinden düştü.
Kardeşinin kahkahası, bitmeden, sustu.
---
Tomura, bir süre, ne olduğunu anlamadı.
Etrafına baktı.
Mutfak aynıydı.
Masa aynıydı.
Ama kimse hareket etmiyordu.
Kimse konuşmuyordu.
"Anne?"
Cevap gelmedi.
---
O an, elindeki çatalı bıraktı.
Elleri titriyordu, şimdi fark ediyordu.
Ayağa kalktı.
Annesine dokundu.
Hiçbir tepki yoktu.
Babasına baktı.
Aynı.
Kardeşine.
Aynı.
---
Tomura, mutfağın ortasında, tek başına kaldı.
Ne bağırdı.
Ne ağladı.
Sadece durdu.
Uzun bir süre.
Çok uzun bir süre.
---
Ertesi gün, kimse onu sorgulamadı.
Çünkü kimse, orada ne olduğunu bilmiyordu.
Komşular, bir ailenin sessizce taşındığını düşündü.
Okulda, kimse Tomura'nın neden geç kaldığını sormadı.
Çünkü o gün, zaten hiç gelmemişti.
---
Yıllar sonra, biri ona sorsaydı, "neden" diye,
cevap veremezdi.
Çünkü o günden beri,
"neden" sorusunun bir cevabı yoktu.
Sadece bir boşluk vardı.
Ve o boşluk, büyümeye devam etti.
---
