Bir hafta sonra, tepede artık yalnız değildi.
Kaito, her sabah bir şişe su getiriyordu.
Yui, kenara oturup, hiçbir şey söylemeden izliyordu.
Reon, bazen katılıyor, bazen sadece gözlüyordu.
Kimse Akira'ya "bırak" demiyordu artık.
---
Alçısı çıkmıştı.
Kolunu hâlâ dikkatli kullanıyordu.
Ama elini kaldırışı artık tereddütsüzdü.
Gözlerini kapattı.
Nefes aldı.
O anı aradı.
İçindeki o küçük, sessiz yeri.
---
Bu kez, parıltı hemen geldi.
Avucunda, sabit bir ışık.
Bir saniye.
İki.
Beş.
Akira, onu tutmaya çalıştı.
Titredi ama söndürmedi.
Sekiz saniyede, kendisi bıraktı.
Yorgunluktan değil.
Artık ne kadar tutabileceğini biliyormuş gibi.
---
"Bu iyiydi," dedi Kaito.
Akira başını salladı.
Ama dikkatini vermemiş gibiydi.
Çünkü o sekiz saniyenin içinde, bir şey olmuştu.
Gözlerini kapattığı o kısa anda, uğultu yine gelmişti.
Eski, tanıdık uğultu.
Ve bu kez, uğultunun içinden bir şey ayrışmıştı.
Tek bir kelime değil.
Bir isim gibi bir şey.
---
Yui, onu izlerken fark etti.
"İyi misin?"
Akira gözlerini açtı.
Bir an, nerede olduğunu unutmuş gibiydi.
"Evet. Neden?"
"Bir süre... yoktun."
"Neredeydim peki?"
Yui omuz silkti.
"Bilmiyorum. Ama burada değildin."
Akira bunu bir süre düşündü.
Cevap vermedi.
---
Eve döndüğünde, Lyria her zamanki gibi mutfaktaydı.
"Nasıl geçti?"
"İyiydi. Sekiz saniye tuttum."
Lyria gülümsedi, gerçek bir gurur.
"Harika."
Akira bir süre durdu.
Sonra, düşünmeden, söyleyiverdi.
"Bugün bir şey duydum. Bir isim gibi."
Lyria'nın eli, elindeki kaşıkta durdu.
"Ne ismi?"
"Youforme."
---
Oda, bir anlığına, çok sessiz oldu.
Lyria'nın yüzü değişmedi.
Ama elleri, bir saniyeliğine, titredi.
Çok hafif.
Akira bunu fark etmedi.
"Hiç duymadım," dedi Lyria, sesi normaldi.
Gerçekten normaldi.
"Belki kendi kafandan uydurdun."
"Olabilir," dedi Akira, omuz silkerek.
Konuyu kendisi kapattı.
---
Lyria, o gece, mutfakta tek başına kaldı.
Elindeki bardağı uzun süre tuttu.
İçmeden.
"Youforme" kelimesi, kafasının bir köşesinde, nereden geldiği belirsiz bir şekilde yankılanıyordu.
Hiçbir anı getirmiyordu.
Hiçbir yüz.
Sadece bir boşluk.
Ve o boşluğun kenarında, çok hafif bir ağırlık.
Omzunu silkti, kendi kendine.
Bardağı bıraktı.
Yatmaya gitti.
---
