Cherreads

Chapter 146 - Okul

Okul çıkışında dördü, eski fabrika binasının arkasındaki tepeye çıktılar.

Kimse onları görmezdi orada.

Kaito bir taşı tekmeledi.

Reon, elindeki şişeyi havaya atıp küçük bir kıvılcımla patlattı.

Yui, kenara oturup onları izledi.

Akira, biraz geride, merdiven gibi kullanılan eski demir basamaklara yaslandı.

---

"Buraya çıkmamalıydık," dedi Yui, aşağıya bakarak.

"Neden?" diye sordu Reon.

"Demirler paslı."

Reon omuz silkti.

"Sorun olmaz."

Tam o anda, Yui'nin ayağının altındaki basamak gıcırdadı.

Sonra, hiç beklenmedik bir şekilde, çöktü.

---

Her şey çok hızlı oldu.

Yui'nin çığlığı, demirin gıcırtısına karıştı.

Reon ona doğru atıldı, ama uzaktaydı.

Kaito'nun eli havaya kalktı, ama elektriğin bir faydası yoktu burada.

Yui, boşluğa düşerken, eski bir çubuğa tutundu.

Ayakları boşluktaydı.

Eli kayıyordu.

Aşağısı, kırık beton ve paslı demirlerle doluydu.

---

Akira koştu.

Düşünmeden.

Hesaplamadan.

Elini uzattı.

Yui'nin eline neredeyse yetişti.

Ama yetişemedi.

Parmakları, parmaklarının birkaç santim ötesinde kaldı.

Yui'nin tuttuğu çubuk, bir gıcırtıyla eğildi.

---

O anda, Akira'nın içinde bir şey koptu.

Nasıl olduğunu sonradan hiç tarif edemeyecekti.

Sadece, bir anda, elinin uzandığı mesafe artık önemli değildi.

Havada bir basınç oluştu.

Görünmez bir şey, Akira'dan Yui'ye doğru uzandı.

Yui'nin düşüşü durdu.

Havada asılı kaldı.

Bir saniye.

İki saniye.

---

Reon, olanları anlayamadan izledi.

Kaito'nun ağzı açık kaldı.

Akira'nın elinden, hiçbir ışık, hiçbir ses çıkmamıştı.

Sadece, bir şey olmuştu.

Ve o şey, fiziğin çalışma biçimini bir anlığına görmezden gelmişti.

---

Akira, Yui'yi kendine doğru çekti.

Eli hâlâ havadaydı ama artık titriyordu.

Yui, kendini onun kollarına bıraktığında, ikisi de yere düştü.

Sert bir şekilde.

Akira'nın nefesi kesildi.

Kolunda keskin bir acı vardı, nereden geldiğini bilmediği.

---

"İyi misin?" diye bağırdı Reon, yanlarına koşarak.

Yui başını salladı, hâlâ şoktaydı.

Konuşamıyordu.

Akira, yere uzanmış, tavana değil, gökyüzüne bakıyordu.

Nefesi düzensizdi.

Elleri titriyordu.

"Ne oldu?" diye sordu Kaito, yanına diz çökerek.

"Bilmiyorum," dedi Akira.

Sesi kısıktı.

"Hiçbir şey anlamadım."

---

Kolundaki acı geçmiyordu.

Kaldırmaya çalıştığında, bileğinin yanlış durduğunu gördü.

Kırılmıştı.

Ama bunu fark ettiğinde bile, aklı başka bir yerdeydi.

O anın, o kısa anın içindeki hissi düşünüyordu.

Mesafenin önemsiz hâle geldiği an.

Bunu nasıl yaptığını bilmiyordu.

Bir daha yapıp yapamayacağını da.

---

Eve döndüğünde, Lyria onu kapıda karşıladı.

Kolundaki sargıyı, Reon'un telaşlı açıklamalarını dinleyerek gördü.

Yüzü bembeyaz oldu.

"Ne oldu?"

"Düştük," dedi Akira, basitçe.

"Ama Yui'yi kurtardım."

Lyria bir an donakaldı.

"Nasıl?"

Akira ona baktı.

Gözlerinde, dün geceki rüyanın izi hâlâ vardı.

"Bilmiyorum," dedi.

"Ama sanırım... artık bir şeyim var."

Lyria, onu kollarına aldı.

Sıkıca.

Ve bu kez, gözyaşlarını saklamadı.

"Biliyorum," diye fısıldadı, Akira'nın duymayacağı kadar alçak sesle.

"Biliyorum, canım."

---

More Chapters