Güneş henüz doğmamıştı.
Akira, eski fabrikanın arkasındaki tepede, tek başına duruyordu.
Kolundaki alçı hâlâ oradaydı.
Sağ eliyle, sol elini tuttu.
Gözlerini kapattı.
O anı hatırlamaya çalıştı.
Yui'nin düşüşünü.
Havadaki basıncı.
Mesafenin önemsiz hâle geldiği anı.
---
Elini uzattı.
Hiçbir şey olmadı.
Bir süre öyle bekledi.
Yine hiçbir şey.
İndirdi.
Nefesini düzenledi.
Tekrar denedi.
Hiçbir şey.
---
Güneş yavaşça yükselirken, Akira hâlâ oradaydı.
Onuncu deneme.
Yirminci.
Sayıyı tutmayı bıraktı.
Her denemeden sonra, bir şey değişmiyor gibi görünüyordu.
Ama Akira bunu bir başarısızlık olarak görmedi.
Sadece bir sonraki deneme olarak gördü.
---
Bir ara dizlerinin üstüne düştü.
Alçılı kolu sertçe yere çarptı.
Acı, tüm koluna yayıldı.
Bir an nefesi kesildi.
Kimse orada değildi, görsün diye bağırmasına gerek yoktu.
Sessizce bekledi.
Acı geçene kadar.
Sonra ayağa kalktı.
Tozunu silkeledi.
Tekrar başladı.
---
Dün sabah, aynı yerde, aynı şeyi denemişti.
O zaman hiçbir şey hissetmemişti.
Bugün, parmaklarının ucunda çok hafif bir ısınma vardı.
Küçük.
Belki hayal bile olabilirdi.
Ama Akira bunu fark etti.
Dünle bugünü karşılaştırdı.
Kimseyle değil.
---
Öğlene doğru, elleri titremeye başladı.
Yorgunluktan.
Açlıktan belki.
Durmadı.
"Yorgunsan dur," diye bir ses içinden geçti.
Cevap vermedi ona.
Sadece devam etti.
---
Bir denemede, avucunun içinde bir şey parladı.
Çok kısa.
Bir saniyeden az.
Sonra söndü.
Akira, o parıltıya baktı.
Gülümsemedi.
Sevinmedi bile, görünürde.
Sadece, aynı pozisyona geri döndü.
Tekrar denedi.
---
Reon, tepenin eteğinden onu izliyordu.
Ne zamandır orada olduğunu bilmiyordu.
Akira'yı sabahtan beri izlemiş olabilirdi.
Akira'nın düşüşünü gördü.
Kalkışını gördü.
Hiçbir kelime etmeden tekrar başlamasını gördü.
Reon, bir şey söylemek için ağzını açtı.
Sonra kapattı.
Çünkü söyleyecek bir şey bulamadı.
---
Akşam olduğunda, Akira hâlâ oradaydı.
Avucunda, artık birkaç saniye süren bir parıltı vardı.
Hâlâ küçüktü.
Hâlâ kontrolsüzdü.
Ama artık rastgele değildi.
Her denediğinde geliyordu.
Sadece kısaydı.
---
Reon yanına geldi.
Akira, onu fark etmemiş gibiydi.
"Ne zamandır buradasın?"
"Bilmiyorum."
"Kimse sana bunu yap demedi."
Akira, avucuna baktı.
"Biliyorum."
"Peki neden?"
Akira bir süre düşündü.
"Çünkü yapmazsam, bir daha kimseye yetişemem."
Bu cümle, Reon'un içinde bir yerlere oturdu.
Hemen cevap vermedi.
---
"Yorgun görünüyorsun," dedi sonunda.
"Öyleyim."
"Dinlenmelisin."
Akira başını salladı.
Ama elini yeniden kaldırdı.
Reon, bir şey daha söylemedi.
Sadece yanına oturdu.
Sessizce izledi.
Akira'nın tekrar denemesini.
Tekrar başarısız olmasını.
Tekrar denemesini.
---
Karanlık çökerken, Akira son bir kez elini kaldırdı.
Parıltı, bu kez biraz daha uzun sürdü.
Üç saniye.
Dört.
Sonra söndü.
Akira elini indirdi.
Yere oturdu.
Nefesi düzensizdi.
Reon ona baktı.
"Yarın da gelecek misin?"
Akira'nın cevabı kısaydı.
"Evet."
Başka bir şey eklemedi.
Eklemeye gerek yoktu.
---
