Cherreads

Chapter 14 - “Şaka mı… Yoksa Lanet mi?”

Kralın Karşısında

Kral yanlarına geldiği anda Misora, Makuro ve Kurogami bir anda sessizleşti.

Az önce kahkaha atan üçlü, şimdi donup kalmıştı.

İçlerini hafif bir korku kapladı.

Acaba cezalandırılacak mıyız?

Yoksa kral bizi affeder mi?

Belki de kaçmalıyız…

Üçü de aynı anda farklı şeyler düşündü.

Sonra bir anda ağızlarından sözler döküldü.

Kurogami:

— Kaçalım!

Makuro:

— Sanırım öldük…

Misora:

— Bence affeder…

Üçü de aynı anda konuşunca birbirlerine baktılar.

Makuro bir an durdu, sonra Kurogami'ye döndü.

— Sence kaçabilir miyiz?

Kurogami gözlerini devirdi.

— Ölmek istiyorsan seni tutan yok. Önce sen öl, biz kaçarız!

Makuro bağırdı.

— Sen ne diyorsun!

Elleri bağlı olmasına rağmen ikisi de tartışmaya başladı.

Ama tam o sırada…

Kral kahkaha attı.

Güçlü, tok bir kahkaha.

Üçü de sustu.

Bu bekledikleri bir tepki değildi.

Kral hâlâ gülüyordu.

Sonra eğlenmiş bir ifadeyle konuştu.

— Krallıkta çok güzel bir etkinlik başlatmışsınız… ama benim bundan haberim yoktu.

Bir an durdu.

— Bu beni biraz üzdü doğrusu.

Ses tonu hafif alaycıydı.

Sonra devam etti.

— En azından ölü yok.

Kralın gözleri bu kez Kurogami'nin eline kaydı.

Dikkatle inceledi.

Kurogami bir anda panikledi.

— Her şey Makuro'nun suçu! — diye bağırdı. — Gördüğü her şeyi yer içer! Bana da zorla içirdi!

Makuro öfkeyle bağırdı.

— Sen ne şerefsiz bir arkadaşsın!

— Maceraya atılalım, dünyayı gezelim diyen sen değil miydin?!

İkisi yine tartışmaya başladı.

Eller bağlıydı ama ağızları hiç susmuyordu.

Kral ise onları umursamadan incelemeye devam etti.

Sonra Makuro'nun gözlerine baktı.

Yavaşça yaklaştı.

Makuro korkuyla geri çekilmeye çalıştı.

— Ne yapıyorsun?

Bir an durdu.

— Yoksa… kral sapık biri mi?

Misora yüzünü kapattı.

— Makuro…

Kralın yüzü bir anda ciddileşti.

Sesi sertleşti.

— Sessizlik.

Üçü de bir anda sustu.

Meydan tamamen sessizleşmişti.

Kral yavaşça konuştu.

— İçtiğiniz şey… Kara'nın kanı.

Sessizlik uzadı.

Sonra kral devam etti.

— Eskiden ilk gördüğüm vakalarda bunun krallığa saldırı için hazırlanmış bir şey olduğunu düşünürdüm.

Bir an düşündü.

— Ama araştırmalarım gösterdi ki…

Gülümseyerek ekledi.

— Bu kanı içip ölmeyen sadece iki kişi gördüm.

Onlara baktı.

— O da siz aptallar.

Makuro ve Kurogami şaşkınlıkla bağırdı.

— Ne demek ölmeyen?!

— Yani… normalde ölmemiz mi gerekiyordu?!

Kral kahkaha attı.

Sonra ciddi bir sesle konuştu.

— Evet.

Üçü de dondu.

Kral birkaç saniye sonra tekrar güldü.

— Şaka yapıyorum.

Makuro'nun kalbi neredeyse duracaktı.

Kral devam etti.

— Kara dünyaya geldiğinden beri halk arasında bir söylenti yayıldı.

— "Şifalı su", "güç veren su" diye.

Başını salladı.

— Ama gerçekte o suyu içen çoğu kişi ölüyor.

Bir an durdu.

— Ama siz hayatta kalmışsınız.

Gülümseyerek ekledi.

— Demek ki gerçekten güç veren suymuş.

Makuro'nun yüzü bir anda değişti.

— Kan mı dediniz?

— Biz… kan mı içtik?

Bir anda kusmaya başladı.

Kral gülmekten neredeyse nefessiz kalıyordu.

Kurogami panikle bağırdı.

— Yani biz şimdi… Kara mı olduk?!

— Ne yapacağız?!

Tam o sırada Misora ayağa fırladı.

— İKİ SALAK!

Kurogami ve Makuro'ya tekme attı.

— Konuştuğunuz şeye bak!

Kral araya girdi.

Bu kez gülmüyordu.

— Şu andan sonrası size bağlı.

Üçüne de baktı.

— Ölmediğinize göre bu kan size bazı güçler vermiş.

— Ama kontrol edemiyorsunuz.

Bir an düşündü.

— Gücünüz… bir Kara erkeğine denk.

Sonra ciddi bir sesle ekledi.

— Muhtemelen sizi almaya gelecekler.

— Ya da karaya katılmanızı teklif edecekler.

Sessizlik oldu.

Kral göğsünü dikleştirdi.

— Ama buna izin vermem.

Sesi sertleşti.

— Siz benim halkımsınız.

— Ve sizi versem bile… ileride geri gelip halkıma zarar verebilirsiniz.

Sonra kararını açıkladı.

— Bu yüzden sizi himayeme alıyorum.

Kral Misora'ya döndü.

— Bunlar senin arkadaşların değil mi?

— Sen o sudan içmedin.

Misora başını salladı.

— O sırada yanlarında değildim.

Sonra Kurogami'ye dönüp trip attı.

— Zaten beni yanlarında istemediler.

Kurogami göğsünü kabarttı.

— Bence iyi bir seçim yapmışız.

— Yoksa sen ölebilirdin.

Misora sinirlenip tekrar tekme attı.

— SALAK!

Kral başını salladı.

Sonra muhafızlara döndü.

— Ellerini çözün.

— Bu üç çocuğu saraya götürün.

Bir an durdu.

— Kutlama yapıyorum.

— Orada karınlarını doyursunlar.

Sonra ekledi.

— Şimdilik onları dışarı bırakamam.

— Hâlâ kontrolsüz olabilirler.

Arkasını döndü ve yürümeye başladı.

Muhafızlar üçlünün ellerini çözdü.

Sonra onları saraya götürdüler.

Gece ilerledikçe sarayda büyük bir kutlama başladı.

Makuro, Kurogami ve Misora kalabalığın arasında yemek yerken halkla sohbet ediyordu.

Sanki birkaç saat önce ölümüne dövüşen kişiler onlar değilmiş gibi.

Ama hepsinin aklında aynı soru vardı.

Kara… gerçekten onları almaya gelecek miydi?

More Chapters